haftanın resimleri

24 07 2007
resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız
resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız
resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız
resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız
resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız




duvar yazıları

24 07 2007

Avrupa’dan gelen soğuk hava dalgası, ülkemizi etkisi altına aldı.. Yok abi, Avrupa bizi sevmiyor işte, kabul edelim artık!..
 
Uzun lafın kısası : U.L.
 
Oyunu ayakta alkışladım, oturacak yer yoktu…
 
Cinayet masası, idam sehpası, elektrikli sandalye, ölüm döşeği… Bu ev pek tekin değil hanım.. Yürü gidelim…
 
Zencinin biri denize düşerse ne olur? Tabii ki ıslanır..
 
Yumurtanı sahanda mı yersin? Yoksa deplasmanda mı?
 
Alfabe artık 28 harf, “O” şimdi asker!
 
Ağrı kesicin varda, Erciyes kesicin de var mı?
 
Volkswagen Pass-at , Şahsi oynama !
 
1 , 2 , 3 TIP!.. Hayır!?! 1, 2, 3 Mühendislik !
 
Her hakkı saklıymış. Bende de bunca Hakkı nerede diyordum.
 
Maaş 250 milyon mu? Aaa başlarım böyle işe haa..
 
Atı alan Üsküdar’ı geçti. Biz takibe devam ediyorum merkez. Tamam!..
 
Kedi ulaşamadığı ciğere mundar der. Ondan sonra “Konuşan kedi” olarak çok meşhur olur.
 
Kızımı ne doktorlar, ne mühendisler istedi. Bizde baktık evde kalacak,size verelim dedik, berber bey oğlum!..
 
Sigaraya ayrı, içkiye ayrı paramı veriyorsun. Tütün kolonyası iç…
 
Seni görünce gözlerim dolar, kulaklarım mark.
 
Kadın hakkı diye bir şey yoktur. Çünkü Hakkı erkek ismidir…
 
Ağlarsa anam ağlar gerisi playback yapar…
 
Kendim için bir şey istiyorsam namerdin Allah’ım anneme güzel bir gelin nasip et!! Aminnnnnn…
 
Yıkanan Ton’a ne denir? Washington!
 
Geçen gün bir taksi çevirdim, hala dönüyor!
 
Cin Ali mavi mürekkebe düşerse ne olur? Blue Jean.
 
Kitabım evde kaldı. Aaa ben kitabını evli sanıyordum!
 
Basamakta durmayın otomatik kapı çarpar, böler, karekökünü alır…
 
Bak Barbie’ciğim,sen daha çok TOY sun.
 
Türkiye’de en demokratik olay, trafik kazaları; herkes eziliyor…
 
Tüh!.. Amortiyi tek rakamla kaçırdım yine…
 
Oğlum,senin zayıflaman için daha 40 fırın ekmek yemen lazım..
 
Suçlu ayağa kalk!..Çocuklu bayana yer ver!..
 
Daha son kullanma tarihine çok var, Yavaş iç şu meyve suyunu…
 
Beni deniz tutar, Ali tutar, Cem tutar.. Severler beni..
 
Bayram değil, seyran değil.. Allah Allah!… Bir türlü çıkartamadım sizi..
 
Hava korsanı uçağı kaçıracaktı,yapamadı.. Çünkü; uçağı kaçırdı…
 
Çingeneler Amerika’yı nasıl okur? ABE DE..
 
Ödümü patlattın.. 80 yıla kadar ölürsem sebebi sensin.
 
İyi ki İtalya’da doğmamışız! Neden? Çünkü İtalyan’ca bilmiyoruz!
 
Sizin araba ne malı? Alman malı! Bizimki de kliMALI!
 
Yangın dolabını açarsan ne olur? Yang kızar…
 
Adamın biri yarın ölücem demış. Yarmışlar hakikaten ölmüş…
 
İnsanları niye kafasına su dökerek uyandırırlar? Çünkü suyun kaldırma kuvveti vardır.
 
Köfteyle möfte arasında ne fark vardır? Biri kıymadan yapılır diğeri mıymadan…
 
Geçen gün ben kamyonu sürdüm, Leonardo da Vinci…
 
Fransızların nesi eksiktir? “Fran”ları tabii ki!
 
Çok iyi göbek atan kazana ne denir? İyi oynayan kazansın!
 
Tem otoyoluna muz düşerse ne olur? TemMUZ…
 
Yerin kulağı war benim de kulağım war. Ben yer miyim? Hayır yemem…
 
Bir adam karısını dövüyormuş, kapı çalmış karısını dövmeye bırakmış, neden? Eşek sudan gelmiş.
 
Tomi’nin annesi kimdir? AnaTOMİ
 
Adam bilgisayar başında uyuyakalmış. Ertesi gün nezle olmuş. Neden? Windows açık kalmış.





FIKRALAR

24 07 2007




Komik Yazılar

24 07 2007




MÜZİK DİNLE

23 07 2007




hayvanlar

23 07 2007




Türk Filmleri

20 07 2007

2 Süper Film Birden 2 Süper Film Birden
2 Süper Film Birden Süre : 1:35:42
(Played: 81 times)
Ağır Roman 1. Bölüm Ağır Roman 1. Bölüm
Ağır Roman 1. Bölüm Süre : 57:22
(Played: 165 times)
Ağır Roman 2. Bölüm Ağır Roman 2. Bölüm
Ağır Roman 2. Bölüm Süre : 57:31
(Played: 128 times)
Amerikalılar Karadenizde 2 - 1. Bölüm Amerikalılar Karadenizde 2 – 1. Bölüm
Amerikalılar Karadenizde 2 – 1. Bölüm…
(Played: 218 times)
Amerikalılar Karadenizde 2 - 2. Bölüm Amerikalılar Karadenizde 2 – 2. Bölüm
Amerikalılar Karadenizde 2 – 2. Bölüm…
(Played: 95 times)
Anlat İstanbul 1. Bölüm Anlat İstanbul 1. Bölüm
Anlat İstanbul 1. Bölüm Süre : 47:32
(Played: 160 times)
Anlat İstanbul 2. Bölüm Anlat İstanbul 2. Bölüm
Anlat İstanbul 2. Bölüm Süre : 47:32
(Played: 90 times)
Araf 1. Bölüm Araf 1. Bölüm
Araf 1. Bölüm Süre : 55:21
(Played: 88 times)
Araf 2. Bölüm Araf 2. Bölüm
Araf 2. Bölüm Süre : 43:56
(Played: 40 times)
Ayın Karanlık Yüzü Ayın Karanlık Yüzü
Ayın Karanlık Yüzü Süre : 1:39:09
(Played: 40 times)
Aşk Beklemez Aşk Beklemez
Aşk Beklemez Süre : 1:29:10
(Played: 75 times)
Babam Ve Oğlum Babam Ve Oğlum
Babam Ve Oğlum Süre : 1:52:56
(Played: 97 times)
Balalayka 1. Bölüm Balalayka 1. Bölüm
Balalayka 1. Bölüm Süre : 56:00
(Played: 61 times)
Balalayka 2. Bölüm Balalayka 2. Bölüm
Balalayka 2. Bölüm Süre : 1:00:17
(Played: 16 times)
Bana Bir Şeyhler Oluyor 1. Bölüm Bana Bir Şeyhler Oluyor 1. Bölüm
Bana Bir Şeyhler Oluyor 1. Bölüm Süre…
(Played: 111 times)
Bana Bir Şeyhler Oluyor 2. Bölüm Bana Bir Şeyhler Oluyor 2. Bölüm
Bana Bir Şeyhler Oluyor 2. Bölüm Süre…
(Played: 60 times)
Banyo Banyo
Banyo Süre : 1:26:16
(Played: 232 times)
Barda Barda
Barda Süre : 1:35:16
(Played: 190 times)
Berlin İn Berlin Berlin İn Berlin
Berlin İn Berlin Süre : 1:35:22
(Played: 228 times)
Beynelmilel Beynelmilel
Beynelmilel Süre : 1:41:44
(Played: 243 times)
Beş Vakit Beş Vakit
Beş Vakit Süre : 1:51:22
(Played: 60 times)
Büyü 1. Bölüm Büyü 1. Bölüm
Büyü 1. Bölüm Süre : 1:00:00
(Played: 112 times)
Büyü 2. Bölüm Büyü 2. Bölüm
Büyü 2. Bölüm Süre : 32:00
(Played: 52 times)
Can Can
Can – Özendiği pırıltılı hayata bir a…
(Played: 209 times)
Cazibe Hanımın Gündüz Düşleri Cazibe Hanımın Gündüz Düşleri
Cazibe Hanımın Gündüz Düşleri Süre : …
(Played: 323 times)
Çinliler Geliyor Çinliler Geliyor
Çinliler Geliyor Süre : 1:32:08
(Played: 71 times)
Çılgın Dersane Çılgın Dersane
Çılgın Dersane Süre : 1:42:03
(Played: 1,290 times)
Dabbe Dabbe
Dabbe Süre : 1:50:35
(Played: 126 times)
Dar Alanda Kısa Paslaşmalar 1. Bölüm Dar Alanda Kısa Paslaşmalar 1. Bölüm
Dar Alanda Kısa Paslaşmalar 1. Bölüm …
(Played: 52 times)
Dar Alanda Kısa Paslaşmalar 2. Bölüm Dar Alanda Kısa Paslaşmalar 2. Bölüm
Dar Alanda Kısa Paslaşmalar 2. Bölüm …
(Played: 34 times)
Deli Yürek - Boomerang Cehennemi Deli Yürek – Boomerang Cehennemi
Deli Yürek – Boomerang Cehennemi Süre…
(Played: 86 times)
Derviş Derviş
Derviş Süre : 1:57:45
(Played: 25 times)
Dondurmam Gaymak 1. Bölüm Dondurmam Gaymak 1. Bölüm
Dondurmam Gaymak 1. Bölüm Süre : 54:39
(Played: 174 times)
Dondurmam Gaymak 2. Bölüm Dondurmam Gaymak 2. Bölüm
Dondurmam Gaymak 2. Bölüm Süre : 51:04
(Played: 111 times)
Duvara Karşı Duvara Karşı
Duvara Karşı Süre : 1:56:41
(Played: 394 times)
Dün Gece Bir Rüya Gördüm 1. Bölüm Dün Gece Bir Rüya Gördüm 1. Bölüm
Dün Gece Bir Rüya Gördüm 1. Bölüm Sür…
(Played: 57 times)
Dün Gece Bir Rüya Gördüm 2. Bölüm Dün Gece Bir Rüya Gördüm 2. Bölüm
Dün Gece Bir Rüya Gördüm 2. Bölüm Sür…
(Played: 156 times)
Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu
Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu Süre : 1…
(Played: 176 times)
Egreti Gelin 1. Bölüm Egreti Gelin 1. Bölüm
Egreti Gelin 1. Bölüm Süre : 54:57
(Played: 12 times)
Egreti Gelin 2. Bölüm Egreti Gelin 2. Bölüm
Egreti Gelin 2. Bölüm Süre : 55:46
(Played: 8 times)
Eve Dönüş 1. Bölüm Eve Dönüş 1. Bölüm
Eve Dönüş 1. Bölüm Süre : 53:24
(Played: 74 times)
Eve Dönüş 2. Bölüm Eve Dönüş 2. Bölüm
Eve Dönüş 2. Bölüm Süre : 53:32
(Played: 56 times)
Eve Giden Yol Eve Giden Yol
Eve Giden Yol Süre : 1:37:49
(Played: 91 times)
Eylül Fırtınası 1. Bölüm Eylül Fırtınası 1. Bölüm
Eylül Fırtınası 1. Bölüm Süre : 1:02:05
(Played: 44 times)
Eylül Fırtınası 2. Bölüm Eylül Fırtınası 2. Bölüm
Eylül Fırtınası 2. Bölüm Süre : 43:11
(Played: 18 times)
Eşkiya 1. Bölüm Eşkiya 1. Bölüm
Eşkiya 1. Bölüm Süre : 57:40
(Played: 46 times)
Eşkiya 2. Bölüm Eşkiya 2. Bölüm
Eşkiya 2. Bölüm Süre : 1:05:11
(Played: 65 times)
Fasulye Fasulye
Fasulye Süre : 1:44:04
(Played: 44 times




19 07 2007





Sokakların Ressamları

18 07 2007

Sokakların Ressamları (Fotoritim)
Grafiti suç değil o bir sanattır, Elindeki sadece bir kutu sprey… Sokakların ressamları. Yüreğin asi seslenişinin duvarlara yansıması. Tüm dünya gözünüzden silinir o anda kendi dünyanız 3 şeyden oluşur siz, sprey ve duvar … tüm dertlerin kafandan silinir ….

“Graffiti” nedir?  Graffiti sanatının tarihi: eskilere dayanan bir sanat olduğunu söyleyebiliriz.. Eski Mısır döneminde, yolculukları sırasında insanlar duvarlara bir takım şekiller, mesajlar ve yazılar bırakarak yolculuklarına devam ederlermiş. Tabii o zamanlar ismi bu olmasa da ilk grafitinin sinyalleriydi bunlar. Mısırlılardan sonra birçok insan geçtiği yerlere imzasını bırakmaya, resmetmeye devam etmiştir. Aslında duvara yazı yazma isteği insanların iz bırakma isteğiyle açığa çıkmıştır..izler ve mesajlar bizi graffiti yapan insanın dünyasının içine çekecekti farkında bile olmadan. Yasam mekanı sadece güzel evlerle neden sınırlı kalacaktı ki? Sokaklar da yasam mekanıdır aslında. Ve sokakları da yaşam alanı olarak gören ülkelerde graffiti sanatı çok daha yaygınlaşmıştır. Ülkemizde ise ara sokaklarda görüldüğünde şaşırtan tek tük graffitinin dışında pek fazla bir şey görmek mümkün değildir. Türkiye yurtdışındaki ülkelere nazaran biraz geride… geri olma sebebi de kullandığımız boyalar bence. Ya da Style/tarz eksikliği olabilir..

Buraya park etmek yasaktır, buraya çöp döken.. veya menekşe sokak gibi yazıları da graffitiden saymamalıyız değil mi? Şüphesiz çok fazla yetenek gerektiren bu sanat dalını sadece yazı olarak da algılamamak lazım. Karakter çizen usta graffiticiler kendi tarzlarını oluşturup o karakterleri adeta konuşturmuşlardır.

Graffitiyi kısaca açıklamak gerekirse duvarlara yapılan resim sanatıdır. Graffiti suç değil o bir sanattır, elindeki sadece bir kutu sprey, sokakların ressamları onlar, yüreğin seslenişinin duvarlara yansıması… Gençlerden bazıları suskundu fakat graffiti yaptıkları anda gözlerindeki pırıltıdan yaptıkları sanata gösterdikleri sevgi ve saygı anlaşılıyordu.

O kadar zor bir sanat ki spreye bir fırça kadar sahip olabilmek, hele yasadışı bir grafiti atılıyorsa duvara, belki boyalarını bile bırakıp hızla koşmaktan başka çaren yoktur. Ama röportaj sırasında anladım ki yasadışı çalışmamaktan yanalar. Tabii yasadışı da olmalıdır (bu cümleyi kullanalım mı?) kesinlikle ama yaptıkları graffitiyi eğer yarım bırakıp gitmişlerse uykusuz geçen bir gecenin belki de ilerleyen saatlerinde dönüp onu tamamlayabilme riskine girerler. Yarım bir graffiti acı verir sanatçısına… Bir de eğer grafitin gasp edilmiş, karalanmışsa o daha kötüdür. Sohbetimiz sırasında graffitisi önünde ağladığını söylerken içim burkuldu ve sanat bunlar, düşünün 2 metrelik bir karakter portre yapmışsınız ve ertesi sabah üstü saçma sapan yazılarla kapatılmış… önünde kıvrılıp ağlayabilir insan.

Bu arada grafiti yapanlara “writer” (yazıcı), graffitiye yeni başlayanlara da “kolpa” deniyormuş.. Bir de yaptığınız grafitinin başka biri tarafından bozulması, karalanmasına da “crosslamak” deyimini kullanıyorlar.  Crossla yaklaşanı crosslarsın, olay bundan ibaret. Graffiti yapan gençler sadece kendi dışa vurumları değil, sosyal konuları da ele alıyorlar. Lübnan savaşı, Irak savaşı gibi konuları da ele alıyor, bir sprey de barış için sıkıyorlar… Özellikle yurtdışında trenlerin üzerinde yasadışı yazılar yazanlar da oluyor tabi. Ben özellikle tarihi eserlere yapılmamasından yanayım..

Graffiti, rap, hip hop mükemmel uyum ve kardeşliğiyle büyüyüp gelişirken kendi ticari sektörü, kendine has giyim tarzı, kendi yaşam tarzı ve kendi literatürü vardır. Hatta kendi içinde farklı konuşma stilini ve deyimleri de barındırmaktadır.   

Graffiti’nin ortaya çıkışında Graffiti sanatının iki farklı çıkışının olduğu söylenmektedir.

İlk çıkış Amerika’ da görülmüştür.

60′lı yıllara bakıldığında iki ayrı grup tarafından kullanılan bir yöntem olduğu görülmekte. Bazı politik gruplar görüşlerini belirtmek için, sokak çeteleri ise hükmettikleri bölgeleri belirleyip herkese duyurmak için sokak duvarlarına imzalarını bırakmaya başladılar. Coolbread ve Cool Earl adinda iki genç isimlerini duyurmak ve kamuoyunda ilgi çekmek için tüm duvarlarına “nick”lerini yazarak ses getiren iki kişi olmuştur. Yani graffiti sanatı sosyal içerikli mesajlar da taşımaktaydı diyebiliriz.

Graffitinin şehir duvarlarından metrolara, yani underground’a inmesi TAKI-183 takma adıyla tanınan Yunanlı bir gencin oradan oraya haber taşırken sprey boyalarla metroların üzerine adini yazmasıyla başlamıştır. TAKI adı yani nicki (tag) bu gencin adı yerine kullandığı bir kısaltma isimdir, 183 ise yaşadığı caddenin adını ifade ediyormuş. Çoğu metro istasyonunda rastlanan bu ad herkesin ilgisini çekmiş. Benzerleri olan JULIO 204, FRANK 207 ve daha birçoğu metrolara isimlerini ilgi çekecek şekilde yazmaya başlamışlar. Bu isimler çoğaldıkça, rekabet ortamının zorunluluğu olan farklı olarak öne çıkma arayışları da başlamış. En ilgi çekici, en renkli yazı biçimini kullanarak adını yazma uğrası ortaya yepyeni tarzlar çıkarmış. Sanat, kendi gelişimsel sürecini rekabet ortamının da teşviki ile hızla yaşamıştır. Ve böylece “tag” adi verilen graffiti yazarı imzasına semboller, ilgi çekici resimler eklenmeye başlamış. Kimileri sayısal semboller, kimileri marka amblemi gibi şekiller kullanmıştır. Zamanla kullanılan harflerin boyutları büyümüş, harflerin içi desenlerle süslenmeye başlanmış, yaratıcılık sınır tanımamış. Herkes kendi yazım tarzını belirlemiş ve kendine has renkleri kullanmıştır.

İkincisi ise Almanya’ da görülen graffitiler…

2.Dünya Savaşı’ndan sonra doğu bloğunu belirlemek için yapılan Berlin Duvarı, uzun süre insanlar üzerinde, özellikle Doğu Almanya halkı için bir baskı olmuştur. 1970′lerin basında protesto amacıyla ghetto insanları çeşitli yazılar yazmaya başladı. Yazıların amacı sadece mevcut düzene başkaldırma idi. Yani hiç bir sanat ruhu taşımıyordu. 80′lerde graffiti kültürü gelişmeye devam etti, artık insanlar sadece mesaj vermek yerine görselliğe de önem veriyorlardı, Berlin ve Münih graffiti sanatçıları (writer) bu konuda çok uzmanlaştılar.  

Şehrin her yerini kafasına göre boyayan bu anonim sanatçılar medyanın da ilgisini çekmiş çekmesine ama haklarında en fazla bir iki yazı yazılmış, geçilmiş. Graffiti bir üniversite öğrencisinin ilgisini çekene kadar, underground sanatçılar tarafından icra edilmeye devam edilmiş. Hugo Martinez adlı öğrenci, graffiti’deki potansiyeli fark edip, *United Graffiti Artists* derneğini kurmuş ve graffiti örneklerini bir sergide sanatsever kitlelere sunmuş.

Türkiye’ de ise ekol olmuş isimlerden biri TUNÇ DİNDAŞ’tır. Özellikle yasadışı graffiti yapanlar için söylediği – Bir graffitici her şeyden önce zeki olmalı ve hızlı koşabilmeli sözleri… graffiti sanatının içinde bulundurduğu tatlı adrenalinden ip uçları veriyor bizlere.. Görüştüğüm graffitici gençler Tunç Dindaş’ tan övgüyle bahsettiler, “graffitinin babasıdır O” demeleri graffiti sanatına gönül vermiş üstadların ve Türkiye’de graffiti adına sevindirici.

Kocaeli’nde yaşayan ve graffiti yapan W2L ve Style Of İzmit grupları mevcut. W2L yani “Writer to Let” Türkçe anlamıyla kiralık yazıcılarla graffiti sanatına dair konuştuk. W2L 3 kişiden, Style Of İzmit ise 4 kişiden oluşuyor.  Bu iki grup aralarındaki sıcak dostluk ilişkileri ile aynı duvarda çalışma yapıyorlar. Harçlıklarını ortak bir kasada biriktirip anlaştıkları bir boyacıdan indirimli aldıkları boyalar her şeyleri. Çalışırken içlerindeki ritme göre hareketleri de şekilleniyordu. Rude, Bew, Dust, dansçıları Myro ve bayan graffiticileri ve rapçileri Rota yüksek konsantrasyonları ile bizlere performans gösterisi yaptılar. Graffiti yapılırken oraya toplananların hepsi graffiti yapmak zorunda değildir. O ortam ve havayı, o gizli başkaldırışı seyretmek de müthiş zevk verici. Bizler Fotoritim ailesi olarak; Ali Emre Çetiner, Berna Akcan, Yekta Tan, Ayşegül Kanbak ve ben Sema Özevin graffitiye dair W2L graffiti grubu ile bir gün geçirdik. Fotoritim Dergisi adına yaptıkları graffiti için çok teşekkür ederken hala hepimiz için “ne kadar güzel bir gündü” söyleminin tebessümü dudaklarımızdaydı.

Graffiti Bir Sanattır Unutma, Unutturma!
 
Hiphop ya da rap? Neden Underground?  

Graffiti’nin hip hop kültürünün bir parçası olmasını nasıl açıklayabiliriz? Bu graffiti yazarlarının çoğunluğu gettolarda yasayan siyah ve Latin kökenli gençlerden oluşmaktaymış. Gizli hip hop partilerine katılan gençler bu ambiyansı / havayı sokağa taşıyıp kendilerini göstermek için her yere imzalarını atmaya başlamışlar. Graffiti evlerde saklı kalmayıp tüm şehre yayıldığı için hip hop’un yayılmasında ve tanınmasında en etkili unsur olduğu tartışılmazdır..  

Graffiti’nin ilgiyi kendine çekmek ve sesini duyurmak için etkili bir yol olduğu anlaşıldığında, duvarlara, metrolara, taksilere yazılanlar sadece nick yani tag’lerle sınırlı kalmamış; graffiti adeta içini dökerek yaratıcılığını sergilemenin yolu olmuştur. Gerçekten de graffiti’nin yoğun olarak uygulandığı şehirlerde her duvarda bir sanat eserine rastlamak mümkün. Tabii Amerika’da graffiti’nin şehir düzenini ve göz zevkini bozduğunu düşünenler de var. Bir graffiti eserinin ömrü bu sebeple çok uzun olamamaktadır ama silinenin yerine çok kısa zamanda bir yenisi eklenmektedir. Şehir aktivizminin önemli bir parçası olan graffiti hala bir sanat dalı olarak kabul edilmiyor ama bu graffiti sanatçılarının pek de umurunda değil. Onlar kendi gruplarını kurup anonim kalmaya devam ederek izlerini şehrin muhtelif yerlerine bırakmaya devam ediyorlar.

Graffiti çevrelerinde tanınmak ve isim yapmak için öncelikle isin erbablarıyla tanışıp onların yanında çömezlik yapmak gerekiyor. Bu grupların içinden yetişip yavaş yavaş adını duyurmaya başlayanlar da kendi gruplarını kuruyorlar. Hatta dünyanın dört bir yanından graffiti sanatçıları, ünlülerle tanışmak ve onları is basında izleyip feyz almak için Amerika’ya, graffitinin anavatanı Bronx’a geliyormuş. Bu devasa graffitilere internetten ulaşmanız mümkün olabilir tabi gidip görmek kadar etkili olmasa da..

Rude, bew ve dust boyarken ortak söylemleri şuydu;

‘’Graffiti Yaparken benim özelliğimdir başkasında da var mı? bilmiyorum ama çevremdekileri göremem bütün kalbimle söylüyorum elim, duvar, sprey ve parmaklarım vardır sadece. Ve kimseyle konuşamam duyamam’’ diyor konuştuğum gençler ve inanın sanat eğitimi aldıklarında ülkemiz bir çok sanatçı kazanacaktır. Onlar sokak ressamları ve ellerindeki sadece bir kutu sprey… Graffiti suç değil o bir sanattır

Elindeki sadece bir kutu sprey… Sokakların ressamları…  Yüreğin asi seslenişinin duvarlara yansıması…

Nickleri ne olursa olsun Samet, Berkem, Tuncer, Cihan, Turgay ve Resul, onlar sanatçılar…

Writers two Let grubuna teşekkürlerimle..

SOKAKLAR ÖZGÜRLÜKTÜR….

W2L Grubu

Writers to let kimdir?

RUDE
Samet Esen
Yaş: 18 Üsküdar/İstanbul
E-mail: <!– var prefix = ‘ma’ + ‘il’ + ‘to’; var path = ‘hr’ + ‘ef’ + ‘=’; var addy292 = ‘rudelife’ + ‘@’; addy292 = addy292 + ‘msn’ + ‘.’ + ‘com’; document.write( ” ); document.write( addy292 ); document.write( ” ); //–> rudelife@msn.com
Eğitim: lise mezunu

Ne zamandır graffiti ile ilgileniyorsunuz?

1 yılı kağıtta olmak üzere toplam 4 yıldır graffiti sanatı ile uğraşıyorum

Grubunuz kaç kişiden oluşuyor?

Şu an İzmit olarak profesyonel writerlarin sayısı 7. İki isim altında gruplaştık bizim grubumuz w2L 3 kişi diğer grup da 4 kişilik

Nickleriniz nedir?

Ben rude.

Kardeşlerim bew ve dust.

Boyarken neler hissediyorsunuz?

Boyarken kendimi kaybediyorum. O anda her şey kafamdan siliniyor. Dünya sadece sprey, duvar ve benden oluşuyor. Gözüm hiç bir şeyi görmüyor. Dış dünyayla bağlantınız kesiliyor. Bir uçaktan paraşütle atlamak gibi.

Boyaları nasıl temin ediyorsunuz?

Kendi harçlıklarımızı biriktirip her zaman aldığımız sprey boya bayiinden alıyoruz

Sponsor ile çalışmayı düşünür müsünüz?

Evet güzel olurdu; maliyet azalır, daha fazla graffiti, daha fazla sanat, daha çabuk gelişmek…

Bu işin tadı gerçekten kaçamak olarak boyamakta mıdır? İzin alarak yapsanız aynı keyfi alır mıydınız?

Bakın ikisinin de güzelliği farklı… İzinli boyarken gerçekten yapabileceğinizin, yeteneğinizin en üst noktasını kullanabiliyorsunuz. Acele yok, daha temiz,  belki saatlerce belki günlerce uğraşıyorsunuz ama sonuç sanatsal anlamda güzel bir sonuç. İçiniz rahat oluyor, telaş yok, panik yok.

Ama kaçamak boyamakta adrenalin var; her şeye bedel.

İşiniz yarım kaldığında neler hissedersiniz?

O gece uyumayı düşünmemiz hata olur. Ertesi gün nasıl yapsam, neler yapsam, ne eklesem… Gece bu düşüncelerden gözünüze uyku girmiyor. Heyecan da var. Her çalışma yeni bir heyecan. Biraz da korku; yarına kadar karalanır mı diye..

Yaptığınız graffitinin üzerinin boyandığını ya da silindiğini gördüğünüzdeki hisleriniz?

Graffitinin en can alıcı noktası bu. Tüm emekleriniz boşa gitmiştir. Maddi duyguyu bir yana bırakın emeğiniz harcanmıştır. Siz günlerce uğraşırsınız biri gelir 5 dakikada karalar.. Kötü bir şey ya… Buradan graffitiye tag atıp karalayıp birşey olacağına zanneden arkadaşlara tek bir lafım var; onu yaparken akıttığım her ter damlası haram olsun!

Genelde isimlerinizi mi yazarsınız yoksa o an içinizden geçeni mi yaparsınız? Neye göre belirlersiniz?

Herkesin bir tag’i vardır veya grubu. Ya grubunun ismini ya da kendi tag’ini yani nickini yazar.

Çizdiklerinizle vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Barış, kardeşlik, dostluk

Örnek aldığınız birileri oldu mu ya da var mı?

Bana graffitiyi sıra arkadaşım “soi’den dark” öğretmişti. Hep onu örnek aldım tek örneğim o.

 Fırsat verilse en çok boyamak istediğiniz duvar nerenin duvarı olurdu? Ne çizerdiniz?

İzmit çarşının tam ortası; çünkü graffitiyi insanlar daha yakından tanırlardı. Yasal duvarlarımız biraz şehrin dış tarafında kalıyor. Bütünlük, mesajı veren bir tema çizerdim.

En iyi graffiti siteleri nelerdir?

www.dare.ch
www.cantwo.com
www.graffitiart.de
www.turkisi.biz
www.spraystars.com

Gençler arasında yayılması nasıl?

Eğer bir arkadaşınız graffiti ile uğraşıyorsa sizin de ilginizi çeker, yeteneğin de varsa başlarsın, bu şekilde yayılır.

Yani sigara gibi; al bir de sen yak. O diğerine söyler al bir de sen yak, gider. Tek farkı sigara gibi zararlı değil yararlı bir şey.

Bu işin felsefesi var mı?

Bu işin felsefesi resim sanatını, resim sergileri veya galerilerini dışarıya yani sokaklara taşımak, insanların sanat görmek için sergiye gitmesine gerek kalmamasını, sokakta da güzel şeylerin olduğunu, çevreyi güzelleştirmeyi, yani boş bir duvarda siyasi partilerin afişlerini, köprü altlarında içki içen varoşların yerine grafiti sanatını göstermek .

Belirli bir metodolojiden bahsedilebilinir mi?

İlk önce kağıda tasarlarsın sonra renkleri temaya göre canlandırırsın sonra duvara geçip tek tek aşamalar üzerinde yaparsın

Aşamaları da;
1. taslağı çizersin,
2. içini boyarsın,
3. bloklarını yani boyut verirsin,
4. second line yani graffitiyi arka plandan ayıran rengi yaparsınız,
5. outline yani dış çizgilerini çekersiniz,
6. arka planı boyarsınız,
7. hataları düzeltirsiniz,
8. son madde ise her şeyi bitirip derin bir nefesten sonra tag’inizi imza gibi yanına atarsınız ve selamları yazarsınız.

Graffiti sanat ise kendinizi sanatın neresinde görüyorsunuz?

Bir müzik için piyanist neyse, bir resim için ressam neyse, bir tiyatro için oyuncu neyse graffiti için biziz.

Sanat eğitimi alanınız var mı?

Graffitiyi öğrenmek için eğitime gerek yok, yetenek varsa kendiniz yaparsınız gelişirsiniz.

Samet graffiti yaparak para kazanıyor.. Duvarları boyayamadığı günlerde talep üzerine cafe içlerine graffitiler yapıyor. En büyük hayali sanat eğitimi almak ve Güzel Sanatlar ‘da okumak…

DUST
Cihan Uyar
Yaş: 18 İzmit/Kocaeli
Eğitim durumu: Atatürk Anadolu Teknik Lisesi
E-mail: <!– var prefix = ‘ma’ + ‘il’ + ‘to’; var path = ‘hr’ + ‘ef’ + ‘=’; var addy4096 = ‘dust.w2l’ + ‘@’; addy4096 = addy4096 + ‘hotmail’ + ‘.’ + ‘com’; document.write( ” ); document.write( addy4096 ); document.write( ” ); //–> dust.w2l@hotmail.com

Ne zamandır graffiti ile ilgileniyorsunuz?

Yaklaşık 1 buçuk yıldır…           

Grubunuz kaç kişiden oluşuyor?

Grubumuz 3 kişiden oluşuyor w2L – writer’s to let

Nickiniz nedir?

Dust

Boyarken neler hissediyorsunuz?

Boyamak cidden çok güzel bir duygu bütün içinizdekini oraya yansıtıyorsunuz çünkü… Duvar, Sprey ve Sen…

Boyaları nasıl temin ediyorsunuz?

Boyaları genelde sürekli aldığımız bir boyacıdan temin ediyoruz biraz yardımcı oluyorlar bize ama sıkıntı çekiyoruz…

Sponsor ile çalışmayı düşünür müsünüz?

Evet aslında öyle bir şey olsa güzel olurdu.

Bu işin tadı gerçekten kaçamak olarak boyamakta mıdır? İzin alarak yapsanız aynı keyfi alır mıydınız?

Ya aslında yasadışı yapmanın çok heyecan verici bir şey olduğunu düşünüyorum ama henüz yasadışı çalışmam yok… Fakat yasal boyama duvarlarımız çok az… Az olduğu için mutlaka kendi graffitimizin veya bir arkadaşımızın graffiti sinin üstüne yapmak zorunda kalıyoruz

İşiniz yarım kaldığında neler hissedersiniz?

Cidden kötü sonuçlar açıyor… İzmit’te w2L ye ait olan ilk büyük çalışmamızda gece konsere gitmemiz gerektiği için yarıda bırakmıştık “ah keşke bitirseydik” diye içinizde kalıyor biraz… Konser çıkışında graffitimiz bitmediği halde crosslanmıştı?? (crosslanmak yani bi grafffitinin üzerininin karalanması)

Yaptığınız graffitinin üzerinin boyandığını ya da silindigini gördüğünüzdeki hisleriniz?

İşte yukarda anlattığım olaydan sonra rude ile birlikte oturup ağladık graffitinin başında… Düşünsenize daha grafitiniz bitmemiş halde ve yaklaşık 7 saat uğraşmışsınız onun için fakat 2 saniyede yok edilebiliyor…

Genelde isimlerinizi mi yazarsınız yoksa o an içinizden geçeni mi yaparsınız? Neye göre belirlersiniz?

Hepimizin belirli bir tag’i var… Herkes kendi tag’ini veya crew inin adını yazar genelde…

Çizdiklerinizle vermek istediğiniz bir mesaj var mıdır?

Grafiti aslında gerçekten kötü bir şey değil fakat bazıları bunu kötü algılıyor… Graffiti bizim için yaşam kaynağı kendimizi buluyoruz biz onunla?

Örnek aldığınız birileri oldu mu ya da var mı?

Ben ilk olarak SET i örnek almıştım çünkü çağırıldığım ilk “hall of fame” de benle çok ilgilenmişti ve işin püf noktalarını göstermişti bana… Kendisi şu an askerde olduğu için bütün graffitilerimiz onun için yapılıyor…

Fırsat verilse en çok boyamak istediğiniz duvar nerenin duvarı olurdu? Ne çizerdiniz?

Bunu gerçekten düşünmedim ama fırsat verilseydi boş duvar bırakmazdık sanırım.

Müzik ve yurtdışında graffiti siteleri nelerdir?

Müzik olarak RAP dinliyoruz genelde… Özellikle Sagopa K., Mode XL,  Kolera…

Gençler arasında yayılması nasıl?

Ya herkes yapmaya çalışıyor bunu… Yaşları bizden daha küçük olan arkadaşlarımız kendi gruplarını kurup yapıyorlar yayılması bizim gibi bu işi gönülden yapanlar için çok güzel ama çoğumuzun ailesi sorun sanıyor.

Bu işin felsefesi var mı?

Bence bir felsefesi yok sadece konsantre olmak gerekiyor…

Belirli bir metodolojiden bahsedilebilinir mi?

Evet belli bir metod var…

Graffiti sanat ise kendinizi sanatın neresinde görüyorsunuz?

Ben daha ilk basamağı yeni çıktığımızı düşünüyorum… Çünkü daha 1 buçuk yıl oldu bu işe başlayalı… Yani ben daha yeniyim diğer arkadaşlarımın benden çok daha iyi olduğunu düşünüyorum

Sanat eğitimi alanınız var mı?

Bu işin belli bir kursu veya okulu yok. Fakat güzel sanatlar en yakın lise veya üniversite bu işe…

BEW
Tuncer
Yaş: 17 Adapazarı/Sakarya
Eğitim durumu: Atafen Koleji
E-mail: <!– var prefix = ‘ma’ + ‘il’ + ‘to’; var path = ‘hr’ + ‘ef’ + ‘=’; var addy33568 = ‘writer_bew’ + ‘@’; addy33568 = addy33568 + ‘hotmail’ + ‘.’ + ‘com’; document.write( ” ); document.write( addy33568 ); document.write( ” ); //–> writer_bew@hotmail.com

Ne zamandır graffiti ile ilgileniyorsunuz?

2003′ten beri ilgileniyorum. Kendimi olabildiğince geliştirmeye çalışıyorum.

Grubunuz kaç kişiden oluşuyor?

Grubumuz 3 kişiden oluşuyor. İsmi ‘Writer To Let’  W2L yani, kiralık Writer’lar anlamında.

Nickiniz nedir?

Bew, Dust, Rude olarak yolumuza devam ediyoruz.

Boyarken neler hissediyorsunuz?

Graffiti yaparken resmen çevremdeki insanlarla iletişimim kesiliyor ve kendimi apayrı bir dünyanın içinde buluyorum. Hayatta hissetmediğim duyguları hissediyorum.

Boyaları nasıl temin ediyorsunuz?

Aramızda para biriktirerek temin ediyoruz.

Sponsor ile çalışmayı düşünür müsünüz?

Tabiki. Neden olmasın. Ama Türkiye’de tek umidimiz Akçalı…

Bu işin tadı gerçekten kaçamak olarak boyamakta mıdır? İzin alarak yapsanız aynı keyfi alır mıydınız?

İzinsiz yapılan çalışma hiç bir zevkin önüne geçemez. Yasadışı yaparken kendimi korku ve adrenalin içinde buluyorum. Yasalda ise kafa dağıtıcı, üzerinde istediğim kadar çalışabileceğim bir ortam oluyor. O yüzden yasadışı tartışmasız önde …

İşiniz yarım kaldığında neler hissedersiniz?

İşimi hiçbir zaman yarım bırakmam ama yarım bıraktıklarım da olmadı denemez. Arkamda bir şey bırakmışım gibi geliyor. Emeğimi sonuna kadar harcamak isterim…

Yaptığınız graffitinin üzerinin boyandığını ya da silindiğini gördüğünüzdeki hisleriniz?

Emeğimizin boşuna gittiğini görüyoruz. Önünüzde can çekişen yavru bir kedi gibi ve siz o yavru kediye yardım edemiyorsunuz. Bunu düşünüyoruz…

Genelde isimlerinizi mi yazarsınız yoksa o an içinizden geçeni mi yaparsınız? Neye göre belirlersiniz?

Genelde kendi belirlediğimiz isimleri yazarız. Lakabımız on planda denebilir. Nickini belirlediysen sorun yok zaten…

Çizdiklerinizle vermek istediğiniz bir mesaj var mıdır?

Graffiti bir sanattır. Sanattan mahrum kalmış bir devlet düşünülemez.

Örnek aldığınız birileri oldu mu ya da var mı?

Her Writer gibi bizim de oldu tabi. Onlardan esinlenip aklımızda kurduklarımızı hayata geçirdik.

Fırsat verilse en çok boyamak istediğiniz duvar nerenin duvarı olurdu? Ne çizerdiniz?

Büyük binaları boyayıp çizdiklerimi sergilemeyi isterdim. Sadece Bew yazardım Ve birkaç karakter…

Güzel graffiti siteleri nelerdir?

Sayamayacağımız kadar profesyonel siteler var. Birkaç örnek vermek gerekirse; www.dare.ch, www.graffitiart.de gibileri.

Gençler arasında yayılması nasıl?

Gençler arasında pek yaygın değil aslında. Kendine güvenen bu sanata atılmalı bence.

Bu işin felsefesi var mı?

Graffiti bir sanattır. Graffiti sanatını suç olarak görenler cahildir.

Belirli bir metodolojiden bahsedilebilinir mi?

Graffiti Metodu; Taslakla başlar, iç boyama, blok, second outline, outline, arka plan olarak devam eder. Metodu budur.

Sanat ise kendilerinizi sanatın neresinde görüyorsunuz?

Türkiye’de pek yaygın değil aslında. Ama graffiti sanatının Türkiye’deki yeri pek çok ülkeden daha on sıralarda.

Sanat eğitimi alanınız var mı?

Benim yok. Kendi çabamla bu güne kadar geldim. Güzel Sanatlarda okuyanlar çok şanslı.

Son olarak bizim için kendilerini yoran bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum.

Graffiti bir sanattır, Unutma… Unutturma!

Online: www.fotoritim.com





graffiti makinesi

18 07 2007
     
Font:   MindGem
Artist:   MindGem
     
flash button
     
Font:   Flava
Artist:   Mr Wiggles
     
flash button
var uri = ‘http://impse.tradedoubler.com/imp?type(js)g(15963332)a(1372783)’ + new String (Math.random()).substring (2, 11); document.write(”);
     
Font:   Bubbles
Artist:   Mr Wiggles
     
flash button
     
Font:   OldSchool
Artist:   MindGem
     
flash button
New! Check out the Worlds (soon to be) Longest Graffiti Wall!
You can help contribute to the wall by sending us Your section.
Check it out here!

var uri = ‘http://impse.tradedoubler.com/imp?type(js)g(16637770)a(1372783)’ + new String (Math.random()).substring (2, 11); document.write(”);




Özgün

12 07 2007

Özgün – Biyografi, Şarkı Sözleri, mp3, Müzik, Özgün resimleri
#topbar{ position:absolute; border: 1px solid #000033; padding: 1px; background-color: #000033; visibility: hidden; z-index: 100; }
BIYOGRAFI

19 Ekim 1979’da Eskişehir’de doğdum. Çalışan bir anne- babanın çocuğuydum. O zamanlar annem sekreter, babam memurmuş. Tek çocuk olarak büyüdüm… Hayatımdaki en önemli kişilerden biri dedem İlyas Küçükcan’dır. Dedem eğitimci ve yazardı.

8 yaşındayken Eskişehir Anadolu Üniversitesi Çocuk Korosu’na girdim. Daha o yaştayken bile tek hayalim konservatuvara gidebilmekti. Ancak babam bu konuya pek de olumlu yaklaşmıyordu. O konservatuvara torpille girilebileceğine inandığı ve de bu konuda benim üzüleceğimi düşündüğü için beni sürekli bu fikirden uzaklaştırıyordu.

Ama ben çok direndim ve de sınav sabahı uyuya kalan babamı zorla uyandırarak konservatuvar sınavına girdim. Sınavda parmaklarıma ve dişlerine baktılar. Aralık olan dişlerimden acaba hava kaçırır mıyım diye korktular herhalde.

Sonuçlar açıklandı, viyola bölümünü kazanmıştım. Annem ve babamla birlikte ansiklopediden viyolayı arayıp bulduk ve nasıl bir enstrüman olduğunu o zaman öğrendim. Çünkü o zamana kadar viyola diye bir enstrüman hiç görmemiştim.

11 yaşımda tek başıma Ankara’nın yolunu tuttum… Ankara Devlet Konservatuvarı’nda yatılı olarak okumaya başladım. O okuldaki hele yatakhanedeki ilk günlerimi hiç unutmam. Herkes ailesinden uzak olduğu için ağlıyordu ama ben hedefime ulaştığım için çok mutluydum.

Ailem harçlık yolluyordu ama ben o parayı okuldan kaçıp arkadaşlarımla atari oynayarak harcıyordum. Tabii sonra da aç kalmamak için peynir ekmeğe talim ediyordum.
Öğretmenlerim benden memnundu ama hepsinin ortak kanaati aynıydı. “Çok yeteneklisin ama çalışman gerekir”… Yani çok çalışkan değildim…

Bir yandan da gitar çalıyordum kendi kendime… 16 yaşındayken bu işten para kazanmaya başladım. Tabii hem gitar çalıp, hem şarkı söyleyerek.
Önce kafelerde sahneye çıkmaya başladım. İlk işimden 500 bin lira almıştım.

Yatılı okuduğum için tabii ki sahneye çıkma konusunda çok zorlanıyordum. Okuldan kaçıyor, sahne programımı yapıyor ve gece 03’de tekrar sessizce yatakhaneye giriyordum. Yani o dönem hep kapı yerine pencereyi kullandım. Bu arada ailem okurken çalışmama karşı olduğu için çalıştığımı onlardan da saklamıştım.

Kafelerden barlara transfer oldum. İlk bar çalışmam çok beğenildi ve epey bir popülerlik kazandım. Tabii yaşım küçük olduğu için sanırım bu beni şımarttı ve patrona şartlar öne sürmeye başladım. Sonuç: İşime son verildi… Artık işsizdim…
Neyse ki bu dönem çok uzun sürmedi yine barlarda iş buldum. Gece 24’de sahne alıp, sabahın ilk ışıklarında sahneden iniyordum. 5 kişilik orkestramla yine çok popüler oldum.

Her şey yolunda gibi görünse de ters giden bazı şeyler de vardı… Geceleri çok geç yattığım için viyola çalışmalarım etkilenmeye başlamıştı. Çünkü ben viyoladan çok şarkı söylemeye zaman ayırıyordum.

Mezuniyet dönemim gelip çattığında içimi “ya mezun olamazsam” korkusu sardı. Her şeyden elimi eteğimi çektim ve kendimi okulun çalışma odasına kapatıp sabahlara kadar viyola çalıştım.

Bu sıkıntıları unutturacak bir sonuçla okuldan mezun oldum. 100 üzerinden 99 aldım…Okulda kalmam için teklif geldi. Kabul ettim ama bir yandan da bar çalışmalarına devam ediyordum.

Bu arada Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda da çalışmaya başladım. Araya bir de master sıkıştırdım ve Polonya’ya gidip master class çalışması yaptım.

Polonya dönüşü okulun oda orkestrasında da çalışmaya başladım. Bir yandan da senfoni orkestrası ve dışarıda da bar çalışmalarım devam ediyordu. Tam bir üçgen oluşmuştu. İtiraf etmeliyim bir yanda klasik müzik, öte yanda pop, tam bir ikilem yaşadım o dönemde…

Tabii ki amacım senfonide kadrolu olarak yer alabilmekti. Ama zaman içinde bu ihtimalin zayıfladığını gördüm ve sonunda klasik müzik ile yollarımı ayırmaya karar verdim.

Bu arada pop müzik sanatçıları değil ama kendi sözlerini ve müziklerini yapan sanatçılar benim çok dikkatimi çekiyordu. Bu konuda kendimi yokladım ve bir de baktım besteci kimliğim beni başka bir yöne çekiyor. Artık ben de söz yazıp, beste yapıyordum.

İçimden gelen sese kulak verdim ve de Türkiye’nin iyi müzik yapan müzisyenlerinden ve sevilen pop starlarından biri olma kararı aldım kendi kendime…

Şeytan

Kırk canım olsa birini vermem
sen değmezsin değişmezsin
Seni sahibin sevsin !
Hangimiz haklı, dünyalar farklı
Bu alemde işim olmas
Yaram kalbimde saklı

Bu gece kalbimi evde bıraktım
Ruhumu artık şeytana sattım
Seni sevmekle büyük hata yaptım
Elveda Tatlım..





Yiğit Özgür den çizgi öyküler

11 07 2007

 





Fifa07 hareketleri:

10 07 2007


Fifa07 hareketleri:

Uzun süreli training çalışmalarımın ürünü olan bu tutorialı, oyuna bir nebze daha renk katmak isteyen sizler için tamamlamış bulunuyorum.

Öncelikle hareketleri düz yazıyla anlatmanın zor olacağını düşündüğümden tutorialı videolu yapmanın daha uygun olacağını düşündüm.Hareketleri mümkün olduğunca ayrıntılı ve anlaşılır sunmaya çalışacağım.

Burada anlatacağım tüm hareketleri ilk olarak Practice Mode’da uygulamanız daha sağlıklı olacaktır.

Lafı fazla uzatmadan hareketlere geçmek istiyorum.Bu tutorial yeni bulduğum birkaç hareket dışında sizlerin de bildiği eski birtakım hareketleri içeriyor.

Marsilya Ruleti (360 Spin)

> İlk hareketimiz Marsilya Ruleti olsun.
Sağ ok tuşuyla düz bir şekilde giderken(E’ye basmadan) bir taraftan da elimizi shifte yaslıyoruz ve hareketin sonuna kadar elimizi çekmiyoruz.Daha sonra elimizi sağ ok tuşundan çekip sırasıyla net ve seri bir şekilde; sol,aşağı ve tekrar sağ yapıyoruz.Bu tuşlara basarken birine basarken diğerine basmamak en önemli ve ana unsur.Büyük ihtimal bu harekette çok fazla sorun yaşamayacaksınız.Birazcık teknik olan her oyuncu yapabilir.

Marsilya Ruleti (360 Spin)

Videodaki David Villa Hareketi

>Gelelim daha zor ama çok daha güzel olan videodaki meşhur David Villa hareketine.Yine practice mode’da fakat bu hareketi alışana kadar düz değilde Video 1’deki gibi bir kanattan diğerine doğru giderken yapmanız tuşları kullanmanız açısından daha olumlu olacaktır.Şimdi Video-1’deki gibi gidiyoruz düz bir şekilde.Elimizi shifte yaslıyoruz ve yine hareketin sonuna kadar çekmiyoruz.Hareket 3 aşamadan meydana geliyor.İlk olarak elimizi yukarı tuşundan çekiyoruz fakat shiftten çekmiyoruz.Biraz bekledikten sonra Video 2’deki gibi oyuncu yavaşlamaya başlayacaktır.Yeteri kadar bekledikten sonra –elimizi hala shiftte unutmayalım- sırasıyla net ve seri bir şekilde sol,aşağı ve sağa basıyoruz.Video 3’teki durum meydana gelmiş olacak.Şimdilik shifti bırakabiliriz.Bu hareketi yaptıktan sonra oyuncu topu hangi yöne doğru atmışsa shiftle birlikte o yönün zıttı ok yönüne basarsanız video 4’teki durum meydana gelecek.Tekrar sihfte basık tutup o yönün de zıttına basarsanız tekrar üstten aynı tarafa geçirecektir(Video 5).Bunların hepsini düzenli bir şekilde yaptıktan sonra Video 6’daki gibi isteğinize göre şutta çekebilirsiniz.Bu hareketi Marsilya Ruleti’ne oranla daha teknik oyuncular yapabiliyor(Rooney,C.Ronaldo,Ronaldinho ilk gördüklerim)

Video-1
Video-2
Video-3
Video-4
Video-5
Video-6
Hareketin Tamamı

Flip-Flap !

>Hareketi bilmeyen yoktur heralde.Oyunda bu tadı yaşamak içinse maalesef sadece Ronaldinho’yu almamız gerekiyor .Neyse Practice Mode’da Barca’yı aldık mı hepimiz.Şimdi Video-7 deki gibi yine bir kanattan bir diğerine doğru sürüyoruz topu.Elimiz yine shifte yapışık vaziyette.Aynı zamanda aşağı ok tuşuna da…Şimdi bu iki tuştan elimizi kaldırmadan seri bir şekilde sol-sağ-sol-sağ yapıyoruz ve hareketimiz hayırlı olsun ! (Flip-Flap)

Video-7
Flip-Flap

C.Ronaldo Special-1

>Flip-Flap’takilerin aynısını Ronaldo ile yapınca meşhur bacaklarını topun etrafında döndürme hareketini yapıyor.

C.Ronaldo Special-1

C.Ronaldo Special-2

>Ronaldo’nun her maç en az 3-5 defa yaptığı topuk hareketini hiç görmeyeniniz yoktur heralde.Oyunda bunu pas geçmemiş.Şimdi Video 8’deki gibi bir elimiz E’de bir elimiz shiftte hiç çekmeden deparımızı atmış gidiyoruz.Daha sonra elimizi sağ ok tuşundan çekip yukarı ok tuşuna basıyoruz(burada elimiz hala shift ve E’de).Hareketimiz hayırlı olsun !

Video-8
C.Ronaldo Special-2

Topu Kaldırma

>Hemen her teknik oyuncunun yapabildiği bu hareket pek kullanışlı görünmese de önsezisi kuvvetli oyuncular için işe yarar görünüyor.Elimiz yine sihfte yapışık sağ ok tuşuyla düz bir şekilde top sürerken elimizi sağ ok tuşundan kaldırıp sırasıyla; sağ ok,sol ok ve tekrar sağ ok yapıyoruz.Hareketimiz hayırlı olsun !

Topu Kaldırma

Sol-Sağ Şaşırtma

>Son olarak birçoğumuzun bildiği ve en çok uyguladığı hareket.Shifte basık tutarak seri bir şekilde önce aşağı sonra yukarı ok tuşlarına basıyoruz.Tekniği olup olmayan her oyuncu yapabiliyor(sanırım).

Sol-Sağ Şaşırtma


Ok tuşları ; X şeklinde olsun.
Y Z P

X >> Yukarı
Y >> Sol
Z >> Aşağı
P >> Sağ

Yardımcı olabildiysem ne mutlu bana ! Keyifli Oyunlar..