İllegal Olmadan Legal, Legal Olmadan İllegal İmkansızdır!
19 07 2007




Yorumlar : 1 Yorum »
Kategoriler : graffiti
Röportajlar
18 07 2007| Sokakların Ressamları (Fotoritim) |
Grafiti suç değil o bir sanattır, Elindeki sadece bir kutu sprey… Sokakların ressamları. Yüreğin asi seslenişinin duvarlara yansıması. Tüm dünya gözünüzden silinir o anda kendi dünyanız 3 … (DEVAMI) |
| Tartışmak Yerine Boyarım! (Hiphoplife) |
Graffitiye 1998’de başlayan Graffilia ve TRES gruplarında yer alan Pant1 çalışmalarına devam ediyor. “Ben graffiti nedir ne değildir tartışmalarına meraklı değilim. Tartışmak yerine boyarım” diyen … (DEVAMI) |
| Kent Mekânı Sanatı Olarak Graffiti (Keşfetmekicinbak) |
“Bir grafitici her şeyden önce zeki olmalı ve hızlı koşabilmeli.” Türkiye’de graffitinin yaygınlaşmasında büyük payı olanlardan Tunç Dindaş böyle diyor. Çünkü graffitinin her yerde ve her kişi tarafından … (DEVAMI) |
| İllegal Olmadan Legal, Legal Olmadan İllegal İmkansızdır! |
Graffiti’ye Bulgaristan’da yalnız başladı. Bu iş sokakta öğrenilir dedi. Gücünü hiç yitirmeden mükemmel çalışmalar yaptı ve yapmaya devam ediyor. Türkiye gezisinden notlarla … (DEVAMI) |
Yorumlar : » yorum bırak;
Kategoriler : graffiti
İllegal Olmadan Legal, Legal Olmadan İllegal İmkansızdır!
18 07 2007| İllegal Olmadan Legal, Legal Olmadan İllegal İmkansızdır! |
sanatçının çalışmalarını görmek için tıklayın… Graffiti’ye Bulgaristan’da yalnız başladı. Bu iş sokakta öğrenilir dedi. Gücünü hiç yitirmeden mükemmel çalışmalar yaptı ve yapmaya devam ediyor. Türkiye gezisinden notlarla Esteo röportajımız sizlerle.Selam Esteo bize kendinden biraz bahseder misin bu işe kaç yılında ve nasıl başladın? Bulgaristan Burgas’ta yaşıyorum. Graffiti’ye 2001′de başladım. Bulgaristan’da graffiti üzerine pek şey yoktu. Sadece internette bazı çalışmaları gördüğüm zaman başlamaya karar verdim. Gerçekten hoşlandım. Önceden çok sketch çizdim… çok. Hünerleri göstermek için daha iyidir ve bu sokaklarda öğrenilir. Çevrendekilerin tepkisi ne oldu nasıl karşıladılar? Ben asla “Graffiti Throw Up ve Tagdir ve her yerde vandalizm’dir” diye düşünmedim. Güzel şeyleri yapmak her zaman daha iyidir. Artı insanlar şöyle düşünür “Hm..Bu kötü değil…” Graffiti’yi insanlara nasıl gösterdiğiniz önemlidir. Ama gelecek sabah onların arabalarını veya duvarlarını boyadığınız zaman delirirler. :)
Bir grubun var mı? Ve şu ana kadar kimlerle boyadın? Yalnız başladım. Ondan sonra (birkaç ay sonra) LBC (Bulgaristan’daki ilk graffiti grubu) ye üye oldum ve onlarla boyadım. Birkaç yıl sonra Avrupa’yı gezdim ve birçok writer ile iyi bağlantılar kurdum. SatOne, Rok2, Peeta, Live2, Lue ile boyadım. Eğer ben bir writerı beğeniyorsam (Bulgar da olsa yabancı da olsa) onunla boyamanın bir yolunu bulurum. Tecrübe her zaman mükemmelliktir!!! Bizimle kısa bir anını paylaşır mısın? Siz hoşlandıktan sonra her an özeldir (bitmiş olsa bile). Asla ne olacağını bilemezsiniz. Ama haftalar sonra anlarsınız o an mükemmeldi dersiniz. Ve tüm hayatınız boyunca onu muhafaza edersiniz. Bu an özeldir. Benim çok özel bir anım yok. Ben hepsinden hoşlanırım. Daha çok grafiti yapmaktan.
Graffiti’den para kazanıyor musun? Graffitiyi gerçek iş olarak mı görüyorsun yoksa sadece bir hobimi? Bazen para kazanıyorum bazen kazanmıyorum… Şu anda benim hobim. Mesleğim değil. Ama ben her zaman aranan olmuşumdur.Öyle de olacağım… Çalışmalarında en çok nelere dikkat edersin? Farklı şeyleri yapmaya.. Çoğu writer biraz style’ı birazda renkleri değiştirip diğer graffitisini yapıyor. Hayır! Bu benim için yanlış. Ben daha çok karışımlar ile teknikleri denemekten hoşlanırım… Kağıt, çivileme, fırçalama… daha çok bana ilham veren şeyler…
Çalışma yapacak yer bulmakta zorlanıyor musun? İllegal çalışma yapıyor musun? Evet.. bu eğlenceli. Bazen doğru yeri bulup boyarım bazen de yeri bulduktan uzun zaman sonra boyarım. İllegal grafiti için tüm dünya, her yer sanat alanıdır. Fakat farklı isim ve style ile.. :) İllegal olmadan legal, legal olmadan illegal imkansızdır! Hangi boya markalarını kullanıyorsun? Çalışmanı yapmadan önce ön hazırlık olarak neler yaparsın? Tüm can çeşitleri; Plasti Kote, Hit color, Multona, Tectane, Body, Top Ton, Motip bunlarla başladım şimdi de kullanırım. Fakat daha çok Montana (tüm çeşitlerini İspanyol, Alman), Mollotow… Ve şu anda hepsini kullanıyorum… Sketch (bazen), çok şey hazırlarım benim akrilik boyalarım, silindir boyalarım var. İlk renk duvarın background rengi…o zaman başla…
En çok kullandığın capler hangileri? Hangi cap’i graffiti’nin hangi bölümlerinde kullanırsın? Ne tür kullanırım… Tüm çeşitleri çokça kullanırım. Skinny, ultra fat(gold) ,medium(soft ve diğer efekler için). Graffiti’yi birçok doldurma faktörü vardır. Ve ben onların hepsini kullanmaktan hoşlanırım. Bu benim fikrim… 3d graffiti’ler hakkında ne düşünüyorsun? 3D graffiti’den çok hoşlanıyorum… çok! Bilhassa yeni bir şeyi gösterecekleri zaman, normal stylelar ve perspektiflerle değil… Renk kombinasyonu benim için en önemlisidir. Etkilendiğin isimler var mı? Hangi writerların çalışmalarını beğeniyorsun? Dome, SatOne, Rok2, Peeta, Totem2, Dephect…
Sat-one la beraber yaptığınız İstanbul gezinizde neler yaptınız, nasıl geçti? İstanbul’da otobüsle 6-7 saat kalmıştım. Ailem ve birçok arkadaşım İstanbul’u gezdiler ama ben asla gezemedim. Böylece bir gün karar verdik(ben ve Satone) “Niçin İstanbul’a gitmiyoruz???”…Turist olduk. İstanbul’da boyamadık, birkaç tag attık ve ne var ne yok diye baktık… Ucuz bir otel ayarladık… Büyük Pazar Yeri’ni, Sultan Ahmet’e gittik. Türk mutfağının tadına baktık. Ve daha çok şeyler görebilmek için şehrin etrafında koşturduk. Fakat bir sonraki gelişimde böyle olmayacak. Şimdi ben yerel sanatçılar ile irtibata geçtim, böylece boyayacağımdan eminim. Bu işi daha ne kadar yapmayı planlıyorsunuz? Bir hedefiniz var mı? O benim, için yaşamım için… Güzel bir hastalık her ne yaşta, ailede, kötü zamanda olsam da graffiti beni kuvvetle muhafaza eder ve ben buna imkanım olduğundan da eminim, durmayacağım. Hedef??? Uçmak… Graff in the sky!……… Cevaplarınız için teşekkür ederiz. Ülkemize yine bekleriz :) Bulgaristan’dan sevgilerle… Online: Forumda Yorum Yapmak için Tıklayınız…
|
Yorumlar : 3 Yorum »
Kategoriler : graffiti
Kent Mekânı Sanatı Olarak Graffiti
18 07 2007| Kent Mekânı Sanatı Olarak Graffiti (Keşfetmekicinbak) |
sanatçının çalışmlrını görmek için tıklayınız… “Bir grafitici her şeyden önce zeki olmalı ve hızlı koşabilmeli.” Türkiye’de grafitinin yaygınlaşmasında büyük payı olanlardan Tunç Dindaş böyle diyor.Çünkü grafitinin her yerde ve her kişi tarafından kabul göreceğinin garantisi yoktur ve grafitici, sanatını uyguladığı duvarın sahibinin ‘teşekkürünü’ beklemeden oradan ayrılmak zorunda kalabilir. Duvarlara yazıp çizmek, resim ve süsler yapmak bir gasptır. O iş için yapılmamış bir yüzeyi işgal etmek, insanlara aslında orada görmemeleri gereken bir şeyi göstermektir. Grafiti kışkırtıcıdır, baştan çıkarıcıdır, yaramazdır ve cesurdur. Biçimiyle kurumsal olana, geçiciliğiyle yerleşik olana bir muhalefeti vardır. Ve de güzeldir. International Situationniste dergisi, ilk sayısını 1958′de ‘Dünyayı Mahvedeceğiz’ vaadiyle çıkardı. Dergi, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden bir grup okumuş gencin kurduğu Sitüasyonist Enternasyonal adlı eleştiri grubunun yayın organıydı. Onlara göre modern kent dediğimiz şey bir yabancılaşma fabrikasıydı. Hayat metaya teslim olmuştu. Sanat bir yalandı. Sitüasyonistlerin istediği güzellik, geçici ama gerçek olanın yaratacağı gerçek bir güzellikti. Dergi sekizinci sayısında Paris’te 1950′li yılların başında çekilmiş bir duvar yazısının fotoğrafına yer verdi. Kentlilere ‘asla çalışma’ Kaydiye sesleniyordu bu duvar. International Situationniste de fotoğrafı ‘önemli bir yadigar’, ‘bir vasiyetname’ olarak kutsuyordu.
Bir kent sanatı olarak doğan grafiti kendini ifade etme, içini dökme, yaratıcılık sergileme yolu olarak günümüz gündelik yaşamında önemli yere sahip. Bu ‘duvar sanatı’ Batı’daki kadar olmasa da artık bizim kentlerimizde de boy gösteriyor. Kendini ‘izin verilen’ biçimlerin dünyasından ayıran grafiti, duvarlardan kentlilere haylazca göz kırpıyor, bize başka türlü bir sözün, tercihin, hayatın, dünyanın mümkün olduğunu gösteriyor. Burada hedef tekdüzeliktir ve aslında kentlilerin çoğu buna az çok onay verir. Grafiti hakkında ne düşünürsek düşünelim herkes bir şekilde onun elinin değdiği bir duvarı değmediğine tercih eder. Grafiti tipografik değeri, bir stili olan yazı demek Tunç Dindaş’a göre. Yani grafitiyi herhangi bir duvar yazısından ayrı tutmak gerekiyor. Bu ayırım biçimde olduğu kadar içerikte de var. İnsan birçok nedenle birçok duvar yazısı yazabilir. Grafitinin en önemli konusu ise isimdir. Bu ‘gizli bir meşhur olma duygusu’ Dindaş’a göre. ‘Kendine seçtiğin bir adı herkesin görebileceği yerlere yazıyorsun. Herkes o adı biliyor ama kimse onun sen olduğunu bilmiyor. Bu çok kışkırtıcı bir şey.’ İnsanın kendi adını ama çoğunlukla kendine seçtiği başka bir adı, lakabı, benzetmeyi kentin duvarlarına yazması grafitiyi kentin temel sorunlarından birinin konusu yapıyor: Kalabalık içinde sivrilme, kendini duyurma ihtiyacı. Mimar Sinan Üniversitesi’ndeki iç mimarlık eğitimini yarıda bırakan ama elinden kalemini (ve sprey boyasını) hiç düşürmeyen 1971 doğumlu Tunç Dindaş, grafitiye ergenlik yıllarında ilgi duymaya başlamış. O dönemde dinlediği break dance albümlerinin kapaklarındaki çizimlerden çok etkilenmiş ama sokaklara çıkıp duvarlara ‘adını’ yazmaya onu asıl ‘Beat Street’ adlı film itmiş. Artık bir külte dönüşmüş 1984 tarihli bu kent müzikali, New York’ta yaşayan bir grup gencin hikayesini anlatıyor, kamerasını sokak kültürlerine tutuyor. Filmin değişik konularda yaratıcılık sergilemeye çalışan birçok karakteri var. Bunlardan biri de ‘Grafitici Ramon’. Dindaş artık özel durumlar dışında grafiti yapmıyor ama o günleri heyecanla anıyor. Modern kent yaşamının dünyanın değişik yerlerindeki gençlere benzer sorunlar ya da ilhamlar vermesi yaşadığımız çağ için çok doğal. Türkiye de iletişim olanaklarının artmasının, dünyanın geri kalanıyla daha çok haşır neşir olmasının ve (kendine özgü) kentleşme sürecinin etkisiyle küresel biçimleri yeniden üretiyor ve kendi biçimlerini yaratıyor. Buna uygun olarak büyük kentlerimizin duvarları da giderek renkleniyor. Tunç Dindaş 1980′lerde yakın arkadaşlarıyla kurduğu grafiti gruplarıyla İstanbul’u yeni bir biçimle tanıştırmış. Duvarlarda artık daha öncekilere benzemeyen yazılar, renkli şekiller, anlam verilemeyen isimler boy göstermeye başlamış. ‘İşimiz zordu’ diyor Dindaş. ‘Sprey boya yoktu, olanaklar çok kısıtlıydı.’ Ama o ve arkadaşları grafitinin cazibesine kapılmışlar bir kere. Tunç Dindaş grafitiyi ‘hız yapmaya, adrenalini bol sporlara’ benzetiyor. Geceleri kimseye görünmeden bir duvara yaratıcılığını boyamak grafiticiye haz ve heyecan veriyor. Hızlı düşünme ve hızlı koşma becerileri de işte burada devreye giriyor.
Atalarımız mağara duvarlarına resimler yapıyordu. Bunlara ‘ilk grafitiler’ demek durumu abartmak olur ama bu uygulamalar ‘yüzeyleri’ iletişim ortamı olarak kullanması açısından önemlidir. Duvarlara yazılar yazma ve resimler yapmanın tarihin tüm dönemlerinde yaygın olduğunu görüyoruz. Arkeolojik dönemlerde duvarlara günümüz grafitilerine benzer amaçlarla karalamalar yapıldığı biliniyor. Bu antik duvar yazılarına ve resimlerine ‘graffito’ deniyor. Bu antik duvar sanatı örnekleri, ait oldukları dönemdeki gündelik hayat ve dil hakkında verdikleri bilgiler açısından çok önemli. Günümüzdeki anlamıyla ise grafiti 20. yüzyılda, Amerika’da doğdu. Daha önceleri politik eylemciler ve sokak çeteleri seslerini duyurmak ve kendi bölgelerinin sınırlarını çizmek için duvarları kullanmışlardı. Yine 1930′lardan beri serseriler yük trenlerine imzalarını atıyordu. Ama grafiti şimdiki kimliğini 1960′larda Philadelphia, Pennsylvania’da buldu. Bu konuda bilinçli olarak çaba harcayan ilk kişilerin ‘Cornbread’ ve ‘Cool Earl’ olduğu söylenebilir. Kentin dört bir köşesindeki duvarlarda boy gösteren bu iki isim halkın ve yerel basının fazlasıyla ilgisini çekmişti. İnsanlar o zamana kadar hiç böyle bir şeyi merak etmek durumunda kalmamıştı. Duvarlara bunları yapanlar kimdi? Bu yeni anlatım ve estetik biçimi gerçek patlamasını ise New York’ta yaptı. Yeryüzünde nüfusu on milyonu geçen ilk kentte, farklı kültürleri, sınıfları, yaşam biçimlerini buluşturan potada, Yenidünya’nın kapısında. Bu açılardan bir altkültür ya da alternatif kültür estetiği olan grafitinin sıçramasını New York’ta yapması çok normaldi. New Yorklu sanatçılar, grafitiyi kent görüntüsünün ayrılmaz bir parçası yaptılar. Bu konuda tatlı bir rekabet bile oluşmuştu. Vagonların boyanıp yazılması metroyu bir iletişim ağı haline getirdi, farklı mahallelerin sakinleri birbirlerinin işlerinden haberdar oldu ve onlara karşılık verdi. Artık belediyeler için yeni bir kabus doğmuştu. Richard Goldstein, New York Magazine’de yayımlanan makalesiyle sokak sanatçılarındaki potansiyeli gözler önüne seren ilk kişi oldu. Grafiti, grafik bir zenginlik olarak görülmeye başlanıyordu artık. Ama bir yandan da görevliler duvar sanatlarına karşı giderek daha az hoşgörülü davranıyordu. Grafiti, bu gerilim arasında kah geriledi, kah ilerledi. Bu arada boya sanayi de boş durmadı, anti-grafiti boya sökücüler, duvar koruyucu boyalar icat etti. Günümüzde dünyanın bütün büyük kentlerinde gece sanatçıları ellerinde sprey boyalarla sokaklara çıkıyor. Yeni tarzlar, renkler, sözler keşfediliyor. Dünyanın dört bir yanındaki grafiticiler dergilerde, internette bir araya geliyor, hatta birbirlerinin kentini ziyaret ediyor. İstanbul da bu hareket içindeki yerini alıyor. Alman ‘Kobolt’, İngiliz ‘Hefa’, İtalyan ‘Cento’ en büyük kentimizin duvarlarına konuk olan ünlü grafiticilerden birkaçı. Duvar sanatlarından bahsederken ‘tag’ için de bir başlık açmak gerek. Tag’i hepimiz duvarlardan, telefon kulübelerinden, trafolardan tanıyoruz aslında. Bu kez eline sprey boya değil kalın uçlu marker kalem alan sanatçı, bahsi geçen yerlere ‘imza’sını atıyor. ‘Tag atmak’ ince bir iş. İmza seni yansıtacak, özgün olacak, kolayca okunmayacak, ama bir yandan da tamamen okunmaz olmayacak. Ve tabi ki ilham ne zaman gelirse gelsin uygulama için karanlık beklenecek. Peki grafiti ve tag için duvar seçerken nelere dikkat etmeliyiz? Onları heyecan verici ve yaratıcı bulabiliriz. Artık neredeyse hastalıklı hale gelmiş ‘temizlik’ anlayışımıza ve klişelere masum bir dil çıkarma olduklarını da düşünebiliriz. Ama Ayasofya’nın duvarlarında sprey boyalar görmeyi herhalde arzu etmeyiz. Tunç Dindaş grafitinin vandallığa kaymaması gerektiğinin altını çiziyor. Dünyada kimi zaman (ve bazen bile bile) bu sınırları geçenler var. Tarihi eserleri boyuyorlar, giderilmesinin maliyeti bütün kentlilere yüklenecek zararlar veriyorlar. Bu, gerçek bir grafiticinin mutlaka göz önünde bulundurması ve işine duyduğu saygı icabı aşmaması gereken bir sınır. İngiltere, grafitiye karşı hoşgörünün az olduğu ülkelerden biri olarak tanınıyor. Hollandalı ve İsveçli grafiticiler ise bu konuda nispeten daha şanslı. Berlin’de içine özel grafiti duvarları yapılmış parklar var. Dileyen oraya gidiyor ve yakalanmaktan korkmadan gönlünce yazıp çiziyor. Batı Avrupa ülkelerinin çoğunda ‘grafiti suçları’yla ilgilenen özel polis birimleri var. Bir sabah uyanıp duvarını rengarenk bulan kişi bu birimi arıyor. Polislerin gözü bazen o kadar keskinleşiyor ki üslubuna bakarak o grafitiyi kimin yaptığını anlıyorlar. Yakalanan sanatçının vay haline. Suçuna alet ettiği duvarı yine eski rengine boyuyor. Kimi zaman da belediye için zorunlu hizmette bulunuyor, örneğin sokakları temizliyor. Her şeye rağmen günümüzde grafiti bir kent sanatı olarak rüştünü büyük ölçüde ispat etmiş durumda. Hatta bazı grafiticiler saygı gören sanatçılar olarak sergilere davet ediliyor, sözlerine kulak veriliyor. Grafitinin Türkiye’deki tarihi oldukça kısa ve kent mekanında Batı ülkelerindeki kadar yaygın değil. Ama bizim sokak sanatçılarımız da artık kentten giderek daha çok söz hakkı ve mekan talep ediyor. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya grafitiye daha çok rastlayabileceğimiz yerler. Samsun’un da bir dönem oldukça aktif olduğu görülüyor. Grafiti daha çok gençlik alt kültürlerinin, özellikle de hip hop’un ilgi alanına giriyor. Türkiye’de 1990′lı yılların ortasında adından çok söz ettiren Cartel, Türkiye’de grafitinin gelişmesini ivmelendirmişti örneğin. Aslında grafiti her kentte şu ya da bu şekilde var. Duvarın olduğu her yerde onu boyamak, tekrar yaratmak isteyen biri çıkıyor sonuç olarak. Mustafa Türker Erşen / Aralık 2006 Forumda Yorum Yapmak için Tıklayınız…
|
Yorumlar : » yorum bırak;
Kategoriler : graffiti
Tartışmak Yerine Boyarım!
18 07 2007| Tartışmak Yerine Boyarım! (Hiphoplife) |
| sanatçının çalışmaları için tıklayın…
Graffitiye nasıl başladın? Öyle garip öyküm yok. Aslında bende herkes gibi ismimi markerla yazmaya başladım. Yazarken hiç bir niyetim yoktu ismimi yazmam dışında. Yeni başladığında seni bu işte destekleyen veya desteklemeyenler oldu mu? Karşı çıkanlara cevabın ne oluyordu? Hayır kimseden destek almadım.1998’de başladım grafftiye12 yaşımdaydım ve arkadaşlarım dışında kimse ne olduğunu bilmiyordu. Bu yüzden kimseden destek görmedim.
Graffiti senin için ne anlam ifade ediyor? Şu an graffiti benim hayatımın büyük bir parçası. İşim graffiti, hobim graffiti… Arkadaşlarım benim her şeyim. Bu yüzden hayatımın çok büyük bir parçası. Grubun hakkında ayrıntılı bilgi verir misin? İki crew: Graffilia ve TRES. Birincisi; ben ve Ausias, son zamanlarda en çok çalıştığım crew. Grafik dizayn yapıyoruz ayrıca duvarda etkili kompozisyonlarda yapıyoruz. Ayrıca bir grafik stüdyomuz var. TRES Crew ise Seal, Poli124, Firebirth, Kraser ve Pantone. Genellikle 3D karakterlerle çalışmaya alışığız. İki crewimizin de siteleri yakın zamanda online olacak. (www.graffiliafeten.com açılmıştır) Çoğu writer 3d graffitiyi yalnızca efekt, duvar dizaynı olarak görüyor. Düşüncelerini alalım… Tabii ki 3D’yi graffiti olarak görüyorum. Bana göre graffiti harfler, ve isminizi yazmanın değişik ve güzel bir yolu. Outline, powerline vs. de efektlerdir. Her neyse ben graffiti nedir ne değildir tartışmalarına meraklı değilim. Tartışmak yerine boyarım.
Kendi style’ını oluşturma aşamanı bize anlatır mısın? 2000 senesinden 2004′e kadar yani stilim 3D olana kadar wildstyle çalıştım. Stilimi yaparken fazla değişiklik yapmadım tutarlı olarak gelişmeye çaba gösterdim, yeni şeyleri adım adım takip ettim, efektlerimi aydınlatmaya çalıştım. Yine de arada wildstyle çalışmalarım oluyor, Outline’ları gevşetmek zorunda değilim… Bir çalışma yapmak için hazırlanma aşamanı bize anlatır mısın. Önce neleri belirliyorsunuz? Nasıl bir plan kuruyorsunuz? Boyayacağımız yere dayanır. Ausias ile (Graffilia Crew) bilgisayarda dizayn yapıyoruz. Tres Crew ile kağıda çabuk bir fikir ile stillerimizle oynayarak yapıyoruz. Bir piece yapmak için duvara direkt olarak sketch yapıyorum ve koyu ve açık renkler ile işaretler koyuyorum. Eğer böyle yoğunlaşıyorsam böyle bitiriyorum. Benim için ortamın nezih olması çok önemli. İkinci olarak ise ışığın nasıl yansıdığına dikkat ediyorum. Kullandığın karakterler tamamen kendine mi ait? Benim karakter stilim yok. Genellikle çalışmalarımda resimleri kaynak olarak kullanıyorum. Bazen karıştırıyorum bir robot ya da fotorealistik herhangi bir şeyi karakter olarak kullanıyorum. En çok kullandığın capler? Hangi cap’i nerelerde kullanırsın? Şişedeki cap neyse onu kullanıyorum. Küçük detaylar için canvasları Level 2 yada Maclaim Cap, bombing içinse Fat cap kullanıyorum.
Belton’mu Montana’mı? Nedeni ile açıklar mısın? Montana Gold. Çünkü biz onlarla çalışıyoruz. 2004′te İspanyol Writer Team olarak onlarla çalıştık. Belton kullanamıyorum çünkü İspanya’da distribütörlükleri yok ama yine de Belton’u da çok seviyorum. Sanat okulları mı yoksa pratik bilgiler mi? Sence hangi writer daha iyi graffiti yapar? Neden? Bana göre hangisiyle daha iyi olacağı gibi bir faktör yok. Sanat okulu karakter çiziminde yardımcı olabilir fakat çizgi romanlarla bile bunu geliştirebilirsiniz. Fakat örneğin wild style yapmayı sadece sokaklarda öğrenebilirsiniz. Birçok festivalde yer aldın. Bu festivallerde çalışmaların oldu. Graffiti festivallerinin graffitiye katkısı nedir sence? Basın graffitiye nasıl yaklaşıyor? Eğer organizasyon graffitiyle ilgiliyse güzel tarafı başka writerlar ile tanışmak. Şu an biz bir çok mekana ve festivallere graffiti sergileri açıyoruz ve böylece insanlara performans ve dekorasyonlarımızı göstermiş oluyoruz. En çok hangi writerları beğeniyorsun? Oldukça takdir ettiğim ve beğendiğim isimlerden bazılarını sayarsam Ausias, Seal, Firebirth, Kraser, Pornostars, Sag?e, Extralargos, Boa Mistura, Escif, Webs, Hello Monsters, Daim, Peeta, Belin, Fuckone…
Graffiti den başka nelerle ilgileniyorsun? Başka bir ilgim yok! Hehe… Grafik dizayn, her çeşit sanat, sinema… Türkiye’ye hiç geldin mi? İstanbul’da her yıl düzenlenecek olan Meeting Of Allstars’da çalışma yapmak ister miydin? Hayır Türkiye’ye hiç gelmedim. Tabi ki böyle güzel ve büyük organizasyonlar arasında yer almak isterim. Cevapların için teşekkür ederim. Çalışmalarında başarılar. Bende ilginizden dolayı teşekkür ederim. Online: www.pant1.com Forumda Yorum Yapmak için Tıklayınız…
|
Yorumlar : » yorum bırak;
Kategoriler : graffiti
Sokakların Ressamları
18 07 2007
| Sokakların Ressamları (Fotoritim) |
Grafiti suç değil o bir sanattır, Elindeki sadece bir kutu sprey… Sokakların ressamları. Yüreğin asi seslenişinin duvarlara yansıması. Tüm dünya gözünüzden silinir o anda kendi dünyanız 3 şeyden oluşur siz, sprey ve duvar … tüm dertlerin kafandan silinir …. |
“Graffiti” nedir? Graffiti sanatının tarihi: eskilere dayanan bir sanat olduğunu söyleyebiliriz.. Eski Mısır döneminde, yolculukları sırasında insanlar duvarlara bir takım şekiller, mesajlar ve yazılar bırakarak yolculuklarına devam ederlermiş. Tabii o zamanlar ismi bu olmasa da ilk grafitinin sinyalleriydi bunlar. Mısırlılardan sonra birçok insan geçtiği yerlere imzasını bırakmaya, resmetmeye devam etmiştir. Aslında duvara yazı yazma isteği insanların iz bırakma isteğiyle açığa çıkmıştır..izler ve mesajlar bizi graffiti yapan insanın dünyasının içine çekecekti farkında bile olmadan. Yasam mekanı sadece güzel evlerle neden sınırlı kalacaktı ki? Sokaklar da yasam mekanıdır aslında. Ve sokakları da yaşam alanı olarak gören ülkelerde graffiti sanatı çok daha yaygınlaşmıştır. Ülkemizde ise ara sokaklarda görüldüğünde şaşırtan tek tük graffitinin dışında pek fazla bir şey görmek mümkün değildir. Türkiye yurtdışındaki ülkelere nazaran biraz geride… geri olma sebebi de kullandığımız boyalar bence. Ya da Style/tarz eksikliği olabilir..
Buraya park etmek yasaktır, buraya çöp döken.. veya menekşe sokak gibi yazıları da graffitiden saymamalıyız değil mi? Şüphesiz çok fazla yetenek gerektiren bu sanat dalını sadece yazı olarak da algılamamak lazım. Karakter çizen usta graffiticiler kendi tarzlarını oluşturup o karakterleri adeta konuşturmuşlardır.
Graffitiyi kısaca açıklamak gerekirse duvarlara yapılan resim sanatıdır. Graffiti suç değil o bir sanattır, elindeki sadece bir kutu sprey, sokakların ressamları onlar, yüreğin seslenişinin duvarlara yansıması… Gençlerden bazıları suskundu fakat graffiti yaptıkları anda gözlerindeki pırıltıdan yaptıkları sanata gösterdikleri sevgi ve saygı anlaşılıyordu.
O kadar zor bir sanat ki spreye bir fırça kadar sahip olabilmek, hele yasadışı bir grafiti atılıyorsa duvara, belki boyalarını bile bırakıp hızla koşmaktan başka çaren yoktur. Ama röportaj sırasında anladım ki yasadışı çalışmamaktan yanalar. Tabii yasadışı da olmalıdır (bu cümleyi kullanalım mı?) kesinlikle ama yaptıkları graffitiyi eğer yarım bırakıp gitmişlerse uykusuz geçen bir gecenin belki de ilerleyen saatlerinde dönüp onu tamamlayabilme riskine girerler. Yarım bir graffiti acı verir sanatçısına… Bir de eğer grafitin gasp edilmiş, karalanmışsa o daha kötüdür. Sohbetimiz sırasında graffitisi önünde ağladığını söylerken içim burkuldu ve sanat bunlar, düşünün 2 metrelik bir karakter portre yapmışsınız ve ertesi sabah üstü saçma sapan yazılarla kapatılmış… önünde kıvrılıp ağlayabilir insan.
Bu arada grafiti yapanlara “writer” (yazıcı), graffitiye yeni başlayanlara da “kolpa” deniyormuş.. Bir de yaptığınız grafitinin başka biri tarafından bozulması, karalanmasına da “crosslamak” deyimini kullanıyorlar. Crossla yaklaşanı crosslarsın, olay bundan ibaret. Graffiti yapan gençler sadece kendi dışa vurumları değil, sosyal konuları da ele alıyorlar. Lübnan savaşı, Irak savaşı gibi konuları da ele alıyor, bir sprey de barış için sıkıyorlar… Özellikle yurtdışında trenlerin üzerinde yasadışı yazılar yazanlar da oluyor tabi. Ben özellikle tarihi eserlere yapılmamasından yanayım..
Graffiti, rap, hip hop mükemmel uyum ve kardeşliğiyle büyüyüp gelişirken kendi ticari sektörü, kendine has giyim tarzı, kendi yaşam tarzı ve kendi literatürü vardır. Hatta kendi içinde farklı konuşma stilini ve deyimleri de barındırmaktadır.
Graffiti’nin ortaya çıkışında Graffiti sanatının iki farklı çıkışının olduğu söylenmektedir.
İlk çıkış Amerika’ da görülmüştür.
60′lı yıllara bakıldığında iki ayrı grup tarafından kullanılan bir yöntem olduğu görülmekte. Bazı politik gruplar görüşlerini belirtmek için, sokak çeteleri ise hükmettikleri bölgeleri belirleyip herkese duyurmak için sokak duvarlarına imzalarını bırakmaya başladılar. Coolbread ve Cool Earl adinda iki genç isimlerini duyurmak ve kamuoyunda ilgi çekmek için tüm duvarlarına “nick”lerini yazarak ses getiren iki kişi olmuştur. Yani graffiti sanatı sosyal içerikli mesajlar da taşımaktaydı diyebiliriz.
Graffitinin şehir duvarlarından metrolara, yani underground’a inmesi TAKI-183 takma adıyla tanınan Yunanlı bir gencin oradan oraya haber taşırken sprey boyalarla metroların üzerine adini yazmasıyla başlamıştır. TAKI adı yani nicki (tag) bu gencin adı yerine kullandığı bir kısaltma isimdir, 183 ise yaşadığı caddenin adını ifade ediyormuş. Çoğu metro istasyonunda rastlanan bu ad herkesin ilgisini çekmiş. Benzerleri olan JULIO 204, FRANK 207 ve daha birçoğu metrolara isimlerini ilgi çekecek şekilde yazmaya başlamışlar. Bu isimler çoğaldıkça, rekabet ortamının zorunluluğu olan farklı olarak öne çıkma arayışları da başlamış. En ilgi çekici, en renkli yazı biçimini kullanarak adını yazma uğrası ortaya yepyeni tarzlar çıkarmış. Sanat, kendi gelişimsel sürecini rekabet ortamının da teşviki ile hızla yaşamıştır. Ve böylece “tag” adi verilen graffiti yazarı imzasına semboller, ilgi çekici resimler eklenmeye başlamış. Kimileri sayısal semboller, kimileri marka amblemi gibi şekiller kullanmıştır. Zamanla kullanılan harflerin boyutları büyümüş, harflerin içi desenlerle süslenmeye başlanmış, yaratıcılık sınır tanımamış. Herkes kendi yazım tarzını belirlemiş ve kendine has renkleri kullanmıştır.

İkincisi ise Almanya’ da görülen graffitiler…
2.Dünya Savaşı’ndan sonra doğu bloğunu belirlemek için yapılan Berlin Duvarı, uzun süre insanlar üzerinde, özellikle Doğu Almanya halkı için bir baskı olmuştur. 1970′lerin basında protesto amacıyla ghetto insanları çeşitli yazılar yazmaya başladı. Yazıların amacı sadece mevcut düzene başkaldırma idi. Yani hiç bir sanat ruhu taşımıyordu. 80′lerde graffiti kültürü gelişmeye devam etti, artık insanlar sadece mesaj vermek yerine görselliğe de önem veriyorlardı, Berlin ve Münih graffiti sanatçıları (writer) bu konuda çok uzmanlaştılar.
Şehrin her yerini kafasına göre boyayan bu anonim sanatçılar medyanın da ilgisini çekmiş çekmesine ama haklarında en fazla bir iki yazı yazılmış, geçilmiş. Graffiti bir üniversite öğrencisinin ilgisini çekene kadar, underground sanatçılar tarafından icra edilmeye devam edilmiş. Hugo Martinez adlı öğrenci, graffiti’deki potansiyeli fark edip, *United Graffiti Artists* derneğini kurmuş ve graffiti örneklerini bir sergide sanatsever kitlelere sunmuş.
Türkiye’ de ise ekol olmuş isimlerden biri TUNÇ DİNDAŞ’tır. Özellikle yasadışı graffiti yapanlar için söylediği – Bir graffitici her şeyden önce zeki olmalı ve hızlı koşabilmeli sözleri… graffiti sanatının içinde bulundurduğu tatlı adrenalinden ip uçları veriyor bizlere.. Görüştüğüm graffitici gençler Tunç Dindaş’ tan övgüyle bahsettiler, “graffitinin babasıdır O” demeleri graffiti sanatına gönül vermiş üstadların ve Türkiye’de graffiti adına sevindirici.
Kocaeli’nde yaşayan ve graffiti yapan W2L ve Style Of İzmit grupları mevcut. W2L yani “Writer to Let” Türkçe anlamıyla kiralık yazıcılarla graffiti sanatına dair konuştuk. W2L 3 kişiden, Style Of İzmit ise 4 kişiden oluşuyor. Bu iki grup aralarındaki sıcak dostluk ilişkileri ile aynı duvarda çalışma yapıyorlar. Harçlıklarını ortak bir kasada biriktirip anlaştıkları bir boyacıdan indirimli aldıkları boyalar her şeyleri. Çalışırken içlerindeki ritme göre hareketleri de şekilleniyordu. Rude, Bew, Dust, dansçıları Myro ve bayan graffiticileri ve rapçileri Rota yüksek konsantrasyonları ile bizlere performans gösterisi yaptılar. Graffiti yapılırken oraya toplananların hepsi graffiti yapmak zorunda değildir. O ortam ve havayı, o gizli başkaldırışı seyretmek de müthiş zevk verici. Bizler Fotoritim ailesi olarak; Ali Emre Çetiner, Berna Akcan, Yekta Tan, Ayşegül Kanbak ve ben Sema Özevin graffitiye dair W2L graffiti grubu ile bir gün geçirdik. Fotoritim Dergisi adına yaptıkları graffiti için çok teşekkür ederken hala hepimiz için “ne kadar güzel bir gündü” söyleminin tebessümü dudaklarımızdaydı.
Graffiti Bir Sanattır Unutma, Unutturma!
Hiphop ya da rap? Neden Underground?
Graffiti’nin hip hop kültürünün bir parçası olmasını nasıl açıklayabiliriz? Bu graffiti yazarlarının çoğunluğu gettolarda yasayan siyah ve Latin kökenli gençlerden oluşmaktaymış. Gizli hip hop partilerine katılan gençler bu ambiyansı / havayı sokağa taşıyıp kendilerini göstermek için her yere imzalarını atmaya başlamışlar. Graffiti evlerde saklı kalmayıp tüm şehre yayıldığı için hip hop’un yayılmasında ve tanınmasında en etkili unsur olduğu tartışılmazdır..
Graffiti’nin ilgiyi kendine çekmek ve sesini duyurmak için etkili bir yol olduğu anlaşıldığında, duvarlara, metrolara, taksilere yazılanlar sadece nick yani tag’lerle sınırlı kalmamış; graffiti adeta içini dökerek yaratıcılığını sergilemenin yolu olmuştur. Gerçekten de graffiti’nin yoğun olarak uygulandığı şehirlerde her duvarda bir sanat eserine rastlamak mümkün. Tabii Amerika’da graffiti’nin şehir düzenini ve göz zevkini bozduğunu düşünenler de var. Bir graffiti eserinin ömrü bu sebeple çok uzun olamamaktadır ama silinenin yerine çok kısa zamanda bir yenisi eklenmektedir. Şehir aktivizminin önemli bir parçası olan graffiti hala bir sanat dalı olarak kabul edilmiyor ama bu graffiti sanatçılarının pek de umurunda değil. Onlar kendi gruplarını kurup anonim kalmaya devam ederek izlerini şehrin muhtelif yerlerine bırakmaya devam ediyorlar.
Graffiti çevrelerinde tanınmak ve isim yapmak için öncelikle isin erbablarıyla tanışıp onların yanında çömezlik yapmak gerekiyor. Bu grupların içinden yetişip yavaş yavaş adını duyurmaya başlayanlar da kendi gruplarını kuruyorlar. Hatta dünyanın dört bir yanından graffiti sanatçıları, ünlülerle tanışmak ve onları is basında izleyip feyz almak için Amerika’ya, graffitinin anavatanı Bronx’a geliyormuş. Bu devasa graffitilere internetten ulaşmanız mümkün olabilir tabi gidip görmek kadar etkili olmasa da..

Rude, bew ve dust boyarken ortak söylemleri şuydu;
‘’Graffiti Yaparken benim özelliğimdir başkasında da var mı? bilmiyorum ama çevremdekileri göremem bütün kalbimle söylüyorum elim, duvar, sprey ve parmaklarım vardır sadece. Ve kimseyle konuşamam duyamam’’ diyor konuştuğum gençler ve inanın sanat eğitimi aldıklarında ülkemiz bir çok sanatçı kazanacaktır. Onlar sokak ressamları ve ellerindeki sadece bir kutu sprey… Graffiti suç değil o bir sanattır
Elindeki sadece bir kutu sprey… Sokakların ressamları… Yüreğin asi seslenişinin duvarlara yansıması…
Nickleri ne olursa olsun Samet, Berkem, Tuncer, Cihan, Turgay ve Resul, onlar sanatçılar…
Writers two Let grubuna teşekkürlerimle..
SOKAKLAR ÖZGÜRLÜKTÜR….
W2L Grubu
Writers to let kimdir?
RUDE
Samet Esen
Yaş: 18 Üsküdar/İstanbul
E-mail: <!– var prefix = ‘ma’ + ‘il’ + ‘to’; var path = ‘hr’ + ‘ef’ + ‘=’; var addy292 = ‘rudelife’ + ‘@’; addy292 = addy292 + ‘msn’ + ‘.’ + ‘com’; document.write( ” ); document.write( addy292 ); document.write( ” ); //–> rudelife@msn.com
Eğitim: lise mezunu
Ne zamandır graffiti ile ilgileniyorsunuz?
1 yılı kağıtta olmak üzere toplam 4 yıldır graffiti sanatı ile uğraşıyorum
Grubunuz kaç kişiden oluşuyor?
Şu an İzmit olarak profesyonel writerlarin sayısı 7. İki isim altında gruplaştık bizim grubumuz w2L 3 kişi diğer grup da 4 kişilik
Nickleriniz nedir?
Ben rude.
Kardeşlerim bew ve dust.
Boyarken neler hissediyorsunuz?
Boyarken kendimi kaybediyorum. O anda her şey kafamdan siliniyor. Dünya sadece sprey, duvar ve benden oluşuyor. Gözüm hiç bir şeyi görmüyor. Dış dünyayla bağlantınız kesiliyor. Bir uçaktan paraşütle atlamak gibi.
Boyaları nasıl temin ediyorsunuz?
Kendi harçlıklarımızı biriktirip her zaman aldığımız sprey boya bayiinden alıyoruz
Sponsor ile çalışmayı düşünür müsünüz?
Evet güzel olurdu; maliyet azalır, daha fazla graffiti, daha fazla sanat, daha çabuk gelişmek…
Bu işin tadı gerçekten kaçamak olarak boyamakta mıdır? İzin alarak yapsanız aynı keyfi alır mıydınız?
Bakın ikisinin de güzelliği farklı… İzinli boyarken gerçekten yapabileceğinizin, yeteneğinizin en üst noktasını kullanabiliyorsunuz. Acele yok, daha temiz, belki saatlerce belki günlerce uğraşıyorsunuz ama sonuç sanatsal anlamda güzel bir sonuç. İçiniz rahat oluyor, telaş yok, panik yok.
Ama kaçamak boyamakta adrenalin var; her şeye bedel.
İşiniz yarım kaldığında neler hissedersiniz?
O gece uyumayı düşünmemiz hata olur. Ertesi gün nasıl yapsam, neler yapsam, ne eklesem… Gece bu düşüncelerden gözünüze uyku girmiyor. Heyecan da var. Her çalışma yeni bir heyecan. Biraz da korku; yarına kadar karalanır mı diye..
Yaptığınız graffitinin üzerinin boyandığını ya da silindiğini gördüğünüzdeki hisleriniz?
Graffitinin en can alıcı noktası bu. Tüm emekleriniz boşa gitmiştir. Maddi duyguyu bir yana bırakın emeğiniz harcanmıştır. Siz günlerce uğraşırsınız biri gelir 5 dakikada karalar.. Kötü bir şey ya… Buradan graffitiye tag atıp karalayıp birşey olacağına zanneden arkadaşlara tek bir lafım var; onu yaparken akıttığım her ter damlası haram olsun!
Genelde isimlerinizi mi yazarsınız yoksa o an içinizden geçeni mi yaparsınız? Neye göre belirlersiniz?
Herkesin bir tag’i vardır veya grubu. Ya grubunun ismini ya da kendi tag’ini yani nickini yazar.
Çizdiklerinizle vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Barış, kardeşlik, dostluk
Örnek aldığınız birileri oldu mu ya da var mı?
Bana graffitiyi sıra arkadaşım “soi’den dark” öğretmişti. Hep onu örnek aldım tek örneğim o.
Fırsat verilse en çok boyamak istediğiniz duvar nerenin duvarı olurdu? Ne çizerdiniz?
İzmit çarşının tam ortası; çünkü graffitiyi insanlar daha yakından tanırlardı. Yasal duvarlarımız biraz şehrin dış tarafında kalıyor. Bütünlük, mesajı veren bir tema çizerdim.
En iyi graffiti siteleri nelerdir?
www.dare.ch
www.cantwo.com
www.graffitiart.de
www.turkisi.biz
www.spraystars.com
Gençler arasında yayılması nasıl?
Eğer bir arkadaşınız graffiti ile uğraşıyorsa sizin de ilginizi çeker, yeteneğin de varsa başlarsın, bu şekilde yayılır.
Yani sigara gibi; al bir de sen yak. O diğerine söyler al bir de sen yak, gider. Tek farkı sigara gibi zararlı değil yararlı bir şey.
Bu işin felsefesi var mı?
Bu işin felsefesi resim sanatını, resim sergileri veya galerilerini dışarıya yani sokaklara taşımak, insanların sanat görmek için sergiye gitmesine gerek kalmamasını, sokakta da güzel şeylerin olduğunu, çevreyi güzelleştirmeyi, yani boş bir duvarda siyasi partilerin afişlerini, köprü altlarında içki içen varoşların yerine grafiti sanatını göstermek .
Belirli bir metodolojiden bahsedilebilinir mi?
İlk önce kağıda tasarlarsın sonra renkleri temaya göre canlandırırsın sonra duvara geçip tek tek aşamalar üzerinde yaparsın
Aşamaları da;
1. taslağı çizersin,
2. içini boyarsın,
3. bloklarını yani boyut verirsin,
4. second line yani graffitiyi arka plandan ayıran rengi yaparsınız,
5. outline yani dış çizgilerini çekersiniz,
6. arka planı boyarsınız,
7. hataları düzeltirsiniz,
8. son madde ise her şeyi bitirip derin bir nefesten sonra tag’inizi imza gibi yanına atarsınız ve selamları yazarsınız.
Graffiti sanat ise kendinizi sanatın neresinde görüyorsunuz?
Bir müzik için piyanist neyse, bir resim için ressam neyse, bir tiyatro için oyuncu neyse graffiti için biziz.
Sanat eğitimi alanınız var mı?
Graffitiyi öğrenmek için eğitime gerek yok, yetenek varsa kendiniz yaparsınız gelişirsiniz.
Samet graffiti yaparak para kazanıyor.. Duvarları boyayamadığı günlerde talep üzerine cafe içlerine graffitiler yapıyor. En büyük hayali sanat eğitimi almak ve Güzel Sanatlar ‘da okumak…

DUST
Cihan Uyar
Yaş: 18 İzmit/Kocaeli
Eğitim durumu: Atatürk Anadolu Teknik Lisesi
E-mail: <!– var prefix = ‘ma’ + ‘il’ + ‘to’; var path = ‘hr’ + ‘ef’ + ‘=’; var addy4096 = ‘dust.w2l’ + ‘@’; addy4096 = addy4096 + ‘hotmail’ + ‘.’ + ‘com’; document.write( ” ); document.write( addy4096 ); document.write( ” ); //–> dust.w2l@hotmail.com
Ne zamandır graffiti ile ilgileniyorsunuz?
Yaklaşık 1 buçuk yıldır…
Grubunuz kaç kişiden oluşuyor?
Grubumuz 3 kişiden oluşuyor w2L – writer’s to let
Nickiniz nedir?
Dust
Boyarken neler hissediyorsunuz?
Boyamak cidden çok güzel bir duygu bütün içinizdekini oraya yansıtıyorsunuz çünkü… Duvar, Sprey ve Sen…
Boyaları nasıl temin ediyorsunuz?
Boyaları genelde sürekli aldığımız bir boyacıdan temin ediyoruz biraz yardımcı oluyorlar bize ama sıkıntı çekiyoruz…
Sponsor ile çalışmayı düşünür müsünüz?
Evet aslında öyle bir şey olsa güzel olurdu.
Bu işin tadı gerçekten kaçamak olarak boyamakta mıdır? İzin alarak yapsanız aynı keyfi alır mıydınız?
Ya aslında yasadışı yapmanın çok heyecan verici bir şey olduğunu düşünüyorum ama henüz yasadışı çalışmam yok… Fakat yasal boyama duvarlarımız çok az… Az olduğu için mutlaka kendi graffitimizin veya bir arkadaşımızın graffiti sinin üstüne yapmak zorunda kalıyoruz
İşiniz yarım kaldığında neler hissedersiniz?
Cidden kötü sonuçlar açıyor… İzmit’te w2L ye ait olan ilk büyük çalışmamızda gece konsere gitmemiz gerektiği için yarıda bırakmıştık “ah keşke bitirseydik” diye içinizde kalıyor biraz… Konser çıkışında graffitimiz bitmediği halde crosslanmıştı?? (crosslanmak yani bi grafffitinin üzerininin karalanması)
Yaptığınız graffitinin üzerinin boyandığını ya da silindigini gördüğünüzdeki hisleriniz?
İşte yukarda anlattığım olaydan sonra rude ile birlikte oturup ağladık graffitinin başında… Düşünsenize daha grafitiniz bitmemiş halde ve yaklaşık 7 saat uğraşmışsınız onun için fakat 2 saniyede yok edilebiliyor…
Genelde isimlerinizi mi yazarsınız yoksa o an içinizden geçeni mi yaparsınız? Neye göre belirlersiniz?
Hepimizin belirli bir tag’i var… Herkes kendi tag’ini veya crew inin adını yazar genelde…
Çizdiklerinizle vermek istediğiniz bir mesaj var mıdır?
Grafiti aslında gerçekten kötü bir şey değil fakat bazıları bunu kötü algılıyor… Graffiti bizim için yaşam kaynağı kendimizi buluyoruz biz onunla?
Örnek aldığınız birileri oldu mu ya da var mı?
Ben ilk olarak SET i örnek almıştım çünkü çağırıldığım ilk “hall of fame” de benle çok ilgilenmişti ve işin püf noktalarını göstermişti bana… Kendisi şu an askerde olduğu için bütün graffitilerimiz onun için yapılıyor…
Fırsat verilse en çok boyamak istediğiniz duvar nerenin duvarı olurdu? Ne çizerdiniz?
Bunu gerçekten düşünmedim ama fırsat verilseydi boş duvar bırakmazdık sanırım.
Müzik ve yurtdışında graffiti siteleri nelerdir?
Müzik olarak RAP dinliyoruz genelde… Özellikle Sagopa K., Mode XL, Kolera…
Gençler arasında yayılması nasıl?
Ya herkes yapmaya çalışıyor bunu… Yaşları bizden daha küçük olan arkadaşlarımız kendi gruplarını kurup yapıyorlar yayılması bizim gibi bu işi gönülden yapanlar için çok güzel ama çoğumuzun ailesi sorun sanıyor.
Bu işin felsefesi var mı?
Bence bir felsefesi yok sadece konsantre olmak gerekiyor…
Belirli bir metodolojiden bahsedilebilinir mi?
Evet belli bir metod var…
Graffiti sanat ise kendinizi sanatın neresinde görüyorsunuz?
Ben daha ilk basamağı yeni çıktığımızı düşünüyorum… Çünkü daha 1 buçuk yıl oldu bu işe başlayalı… Yani ben daha yeniyim diğer arkadaşlarımın benden çok daha iyi olduğunu düşünüyorum
Sanat eğitimi alanınız var mı?
Bu işin belli bir kursu veya okulu yok. Fakat güzel sanatlar en yakın lise veya üniversite bu işe…

BEW
Tuncer
Yaş: 17 Adapazarı/Sakarya
Eğitim durumu: Atafen Koleji
E-mail: <!– var prefix = ‘ma’ + ‘il’ + ‘to’; var path = ‘hr’ + ‘ef’ + ‘=’; var addy33568 = ‘writer_bew’ + ‘@’; addy33568 = addy33568 + ‘hotmail’ + ‘.’ + ‘com’; document.write( ” ); document.write( addy33568 ); document.write( ” ); //–> writer_bew@hotmail.com
Ne zamandır graffiti ile ilgileniyorsunuz?
2003′ten beri ilgileniyorum. Kendimi olabildiğince geliştirmeye çalışıyorum.
Grubunuz kaç kişiden oluşuyor?
Grubumuz 3 kişiden oluşuyor. İsmi ‘Writer To Let’ W2L yani, kiralık Writer’lar anlamında.
Nickiniz nedir?
Bew, Dust, Rude olarak yolumuza devam ediyoruz.
Boyarken neler hissediyorsunuz?
Graffiti yaparken resmen çevremdeki insanlarla iletişimim kesiliyor ve kendimi apayrı bir dünyanın içinde buluyorum. Hayatta hissetmediğim duyguları hissediyorum.
Boyaları nasıl temin ediyorsunuz?
Aramızda para biriktirerek temin ediyoruz.
Sponsor ile çalışmayı düşünür müsünüz?
Tabiki. Neden olmasın. Ama Türkiye’de tek umidimiz Akçalı…
Bu işin tadı gerçekten kaçamak olarak boyamakta mıdır? İzin alarak yapsanız aynı keyfi alır mıydınız?
İzinsiz yapılan çalışma hiç bir zevkin önüne geçemez. Yasadışı yaparken kendimi korku ve adrenalin içinde buluyorum. Yasalda ise kafa dağıtıcı, üzerinde istediğim kadar çalışabileceğim bir ortam oluyor. O yüzden yasadışı tartışmasız önde …
İşiniz yarım kaldığında neler hissedersiniz?
İşimi hiçbir zaman yarım bırakmam ama yarım bıraktıklarım da olmadı denemez. Arkamda bir şey bırakmışım gibi geliyor. Emeğimi sonuna kadar harcamak isterim…
Yaptığınız graffitinin üzerinin boyandığını ya da silindiğini gördüğünüzdeki hisleriniz?
Emeğimizin boşuna gittiğini görüyoruz. Önünüzde can çekişen yavru bir kedi gibi ve siz o yavru kediye yardım edemiyorsunuz. Bunu düşünüyoruz…
Genelde isimlerinizi mi yazarsınız yoksa o an içinizden geçeni mi yaparsınız? Neye göre belirlersiniz?
Genelde kendi belirlediğimiz isimleri yazarız. Lakabımız on planda denebilir. Nickini belirlediysen sorun yok zaten…
Çizdiklerinizle vermek istediğiniz bir mesaj var mıdır?
Graffiti bir sanattır. Sanattan mahrum kalmış bir devlet düşünülemez.
Örnek aldığınız birileri oldu mu ya da var mı?
Her Writer gibi bizim de oldu tabi. Onlardan esinlenip aklımızda kurduklarımızı hayata geçirdik.
Fırsat verilse en çok boyamak istediğiniz duvar nerenin duvarı olurdu? Ne çizerdiniz?
Büyük binaları boyayıp çizdiklerimi sergilemeyi isterdim. Sadece Bew yazardım Ve birkaç karakter…
Güzel graffiti siteleri nelerdir?
Sayamayacağımız kadar profesyonel siteler var. Birkaç örnek vermek gerekirse; www.dare.ch, www.graffitiart.de gibileri.
Gençler arasında yayılması nasıl?
Gençler arasında pek yaygın değil aslında. Kendine güvenen bu sanata atılmalı bence.
Bu işin felsefesi var mı?
Graffiti bir sanattır. Graffiti sanatını suç olarak görenler cahildir.
Belirli bir metodolojiden bahsedilebilinir mi?
Graffiti Metodu; Taslakla başlar, iç boyama, blok, second outline, outline, arka plan olarak devam eder. Metodu budur.
Sanat ise kendilerinizi sanatın neresinde görüyorsunuz?
Türkiye’de pek yaygın değil aslında. Ama graffiti sanatının Türkiye’deki yeri pek çok ülkeden daha on sıralarda.
Sanat eğitimi alanınız var mı?
Benim yok. Kendi çabamla bu güne kadar geldim. Güzel Sanatlarda okuyanlar çok şanslı.
Son olarak bizim için kendilerini yoran bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum.
Graffiti bir sanattır, Unutma… Unutturma!
Online: www.fotoritim.com
Yorumlar : 27 Yorum »
Kategoriler : graffiti
walls
10 07 2007
with Dec and Zori
with Sem and Astek
with Sem and Mi
with Mi and Reson
with Kero2, Shoe
with Gafuck, Re9


Khis, Humo, Dulk, Rasi, Fore, Alcoy

Nico, Ebon, Pau, Urib, Khis, Dulk, Corey, Alcoy

Zhork, Ebon, Dulk, Khis, Alcoy

Does, Abse and Skane, in Sao Paulo, Brasil – 2006

Skane, Reik, art, Abse, Graphix, Binho, Truffi, in San Bernardo Sao Paulo, Brasil – 2006

Skane, Roko, Does, Anjo, Abse, TKcrew, in Sao Paulo, Brasil – 2006
Bly 7 – 1994 (Oberwil)
Bly 7 – 1994 (Oberwil)
Bly 7 – 1994 (Oberwil)
Dest – 1990
RTO – 1988
Stain & Sing – 1987
Eatzee – 1994 (20m x 4.5m) (Muttenz)
Beast (Zaro) & Beam – 1986 (Therwil)

Andres, Griff, Urky, Stan, Sjam, Stelz, Zme

Lexus, Stelz, Griff, Urky, Andres, Stan, Sjam

Liah, Sjam, Base, Sjam, Mizer, Echo, Stan, Lexus, Dzenik
![]()
Malik, Urky, Zloy, Zme, Stelz, Stan, Sjam, Griff, Splash, Crab
Yorumlar : » yorum bırak;
Kategoriler : graffiti




























Grafiti suç değil o bir sanattır, Elindeki sadece bir kutu sprey… Sokakların ressamları. Yüreğin asi seslenişinin duvarlara yansıması. Tüm dünya gözünüzden silinir o anda kendi dünyanız 3 …
Graffitiye 1998’de başlayan Graffilia ve TRES gruplarında yer alan Pant1 çalışmalarına devam ediyor. “Ben graffiti nedir ne değildir tartışmalarına meraklı değilim. Tartışmak yerine boyarım” diyen …
“Bir grafitici her şeyden önce zeki olmalı ve hızlı koşabilmeli.” Türkiye’de graffitinin yaygınlaşmasında büyük payı olanlardan Tunç Dindaş böyle diyor. Çünkü graffitinin her yerde ve her kişi tarafından …
Graffiti’ye Bulgaristan’da yalnız başladı. Bu iş sokakta öğrenilir dedi. Gücünü hiç yitirmeden mükemmel çalışmalar yaptı ve yapmaya devam ediyor. Türkiye gezisinden notlarla … 
















































































































Siteye Bırakılan Son 5 Yorum